Yargıtay Kararı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı: Paylı mülkiyet

Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1880
Karar No
2026/3493
Karar tarihi
04.06.2026
  • paylı mülkiyet
  • kira geliri
  • vekâletsiz iş görme
  • ecrimisil
  • paydaş

Kararın özeti

Babalarından kalan taşınmazlarda paydaş olan iki kardeşten davacı, taşınmazların tamamını kiraya veren davalı kardeşin uzun yıllar kira gelirlerini topladığını ve kendisine payına düşenden eksik ödeme yaptığını ileri sürerek alacak davası açmıştır. Davalı, kira alacağının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, taşınmazlara bakım ve onarım masrafı yaptığını ve davacıya fazla ödeme yaptığını savunmuştur.

Yargıtay daha önceki bozma kararında, uyuşmazlığın vekâletsiz iş görme hükümlerine tabi olduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımının uygulanacağını belirtmiştir. Buna göre dava tarihinden geriye on yıldan eski alacaklar zamanaşımına uğrar. Aynı kararda, davalının cevap dilekçesindeki tahsil ettiği kira toplamına ilişkin ikrarının gelir vergisi beyannameleriyle karşılaştırılmasını, davacıya yapılan ödemelerin bütün yıllar için hesaplanmasını ve davalının ileri sürdüğü masrafların yerinde incelenmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeni bilirkişi raporu almış ve zamanaşımına uğramayan dönem için davayı kabul etmiştir. Davalı ecrimisil kurallarına göre beş yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini ve masraflarının düşülmediğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

Yargıtay, mahkemenin bozma kararında gösterilen araştırmayı yaptığını, bozma kapsamı dışında kalıp kesinleşen yönlerin yeniden incelenemeyeceğini ve bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunu belirterek kararı 6100 sayılı Kanun md. 370/1 uyarınca onamıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.

Bu konudaki rehberlerimiz

Kararın tam metni

3. Hukuk Dairesi 2026/1880 E. , 2026/3493 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/550 E., 2025/405 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalının İstanbul .... ve .... İlçelerinde bulunan bir takım taşınmazlarda paydaş olduklarını, taşınmazların tamamının davalı tarafından kiralandığını, müvekkilinin hissesi de dahil olmak üzere taşınmazların kiralarını 2004 yılından Nisan 2015 tarihine kadar davalının topladığını, toplanan kiraların paylaştırılması sırasında müvekkiline eksik ödediğini ve haksız kazanç sağladığını ileri sürerek; eksik ödenen kira bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'sinin faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 28.11.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 223.150,00 TL'ye yükselmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; kira ilişkisine dayalı alacağın beş yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davacının 2004-2015 yılları arasındaki dönem için alacak talebinde bulunamayacağını, davacının taşınmazlarda 1/4 pay sahibi olduğunu, söz konusu taşınmazların müvekkili tarafından kiraya verildiğini, taşınmazların bakım ve masraflarının bugüne kadar müvekkili tarafından karşılandığını, davacının herhangi bir masraf ve hizmet katkısında bulunmadığını, taşınmazlara yapılan masraf ve giderler düşüldükten sonra davacıya payı oranında bütün ödemelerin yapıldığını, 2004-2015 yılları arasında alınan kira bedelleri ve yapılan masraflar hesaplandığında davacıya 6.361,00 TL fazla ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli kararıyla; talebin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan bir talep olarak değerlendirilmesi gerektiği, zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146. maddesi gereği 10 yıl olduğu, taşınmazlar için yapılan masrafların davalı tarafından yapıldığına dair belge bulunmaması nedeniyle alacaktan mahsup edilemeyeceği, dosya kapsamında alınan 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 24.368,68 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli bulunduğu, davanın vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olması nedeniyle zamanaşımı süresinin on yıl olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Dairece verilen 05.02.2024 tarihli ilamla; bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek, tarafların kardeş oldukları, muris babalarının 19.11.2003 tarihinde vefat ettiği, babalarından kalan taşınmazlarda 1/4 oranında paydaş oldukları, 2004 yılından 2015 Nisan dönemine kadar davalı kardeşin taşınmazları kiraya vererek elde edilen geliri topladığı hususunda uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın davalının elde edilen kira gelirinden davacıya payı oranında ödeme yapıp yapmadığı hususunda toplandığı, dava niteliği gereği vekaletsiz işgörme hükümlerine tabi olduğundan 6098 sayılı Kanunun 146. maddesi hükmü gereği zamanaşımının on yıl olduğu, davacının 28.11.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 223.150,00 TL'ye yükselttiği, davalının cevap dilekçesi ile ıslaha karşı verdiği dilekçede zamanaşımı def'inde bulunduğu, dava tarihi 27.10.2016 olduğuna göre, 27.10.2006 tarihinden öncesine ilişkin alacağın zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesindeki davacının talebi ve ıslah ile artırılan miktar göz önüne alınarak şartları var ise alacağın kabulüne hükmedilmesi gerektiği, davacının zamanaşımının başlangıcına ilişkin temyiz dilekçesindeki "Kasım 2009 tarihi ile Nisan 2015 tarihi arasındaki toplanan ve müvekkile eksik ödenen bedellere ilişkin talebimizin kurulacak hükme esas teşkil etmesi" beyanını da göz önüne alınması gerektiği, davalının dava konusu kira sözleşmelerini dosyaya ibraz etmediği, davacı vekili, baştan itibaren dava ve beyan dilekçeleri ile davalının bildirdiği kira gelir beyanını öğrenmek ve yatırılan kira bedelinin tespiti amacıyla verilen yıllık gelir vergisi beyannamelerinin vergi dairesinden sorulmasını talep etmişse de, bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulmasının doğru görülmediği, son bilirkişi raporunda banka dökümlerine göre davalının hesabına yatırılan toplam kira bedelleri hesaplanmışsa da, davalının cevap dilekçesinde kendisine 1.281.050,00 TL kira bedeli yatırıldığına ilişkin ikrarının olduğu, bu ikrarın Mahkemece kabul edilmesi ve yıllık gelir vergisi beyannamesi (kira yönünden) ile karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılması gerektiği, yine bilirkişi raporunda davacıya ödenen 179.000,00 TL'nin, davalıya yatırılan kira bedelinden düşülerek 24.368,68 TL alacağa hükmedilmişse de, atıf yapılan 09.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda hesap edilen 179.000,00 TL'nin sadece 2014-2015 yıllarına ilişkin hesaplama olduğu, önceki yılların nazara alınmadığı, bu yönüyle de bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığı, davalı cevap dilekçesinde; kira bedellerini tahsil ettiğini, payı oranında davacının hesabına yatırdığını ancak masraf, onarım ve tadilat yaptığını ve bu giderlerin düşülmesi ile davacıya fazladan para yatırdığını savunduğu, iddia ettiği masraflara ilişkin fatura ve belgeleri ibraz edemediğinden, bilirkişilerce yerinde tespit edilerek masrafların belirlenmesini talep ettiği, davalı tarafından sadece elektrikle ilgili masraflara ilişkin bazı belge ve faturaların bildirildiği ve bilirkişi tarafından bu hususta hesaplama yapılmış olsa da, Mahkemece yapılan tadilat, bakım ve onarımlar ispatlanamadığından bu hususun reddedildiği, Mahkemece, yapıldığı iddia edilen masraf ve giderlere ilişkin varsa faturaların bilirkişilerce yerinde tespit yapılarak değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararı davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına göre bilirkişi raporu alındığı, zamanaşımı ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, 01.04.2016-27.10.2006 dönemi yönünden davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 223.150,00 TL alacağın dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığını, ecrimisil davalarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının payına düşen emlak, çevre ve temizlik vergisi miktarının tespit edilip mahsup yapılması gerektiğini, müvekkilinin vergi ödemelerinin dosyaya celp edilmediğini, müvekkili tarafından yaptırılan tamirat, tadilat ve boya badana işlerinin çoğu için herhangi bir sözleşme yapılmadığını, fatura ya da makbuz alınmadığını, bu sebeple bilirkişilerce talep edilen bu belgeleri ibraz etmelerinin mümkün olmadığını, bu büyüklükte bir binanın bozulmalara, eskimelere karşı tadilat görmesi ve bundan dolayı bir masraf yapılmasının kaçınılmaz olduğunu, yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verildiğini ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, paylı mülkiyete tabi taşınmazların kira bedellerinin eksik ödendiğinden bahisle alacak istemine ilişkindir.

Temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede, Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.

İlgili hukuki terimler

Hesaplayın

3. Hukuk Dairesinin diğer kararları

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar