İcra ve İflas Rehberi: Hangi Yola Başvurmalısınız?

8 dakika okuma Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Kısaca

İcra ve iflas işlemlerinin temel kaynağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’dur. Ödeme emrine itiraz, haciz, menfi tespit, itirazın iptali, kira alacağı takibi, konkordato ve istihkak gibi konuların her birinde farklı süre ve başvuru yolu bulunur. Size gönderilen belgenin türünü ve üzerindeki süreyi önce belirlemeniz gerekir.

İcra ve iflas hukuku hangi kanunlarla düzenlenir?

İcra ve iflas hukuku, bir kişinin veya şirketin borcunu ödememesi hâlinde alacaklının devlet gücüyle alacağını tahsil etmesini ve borçlunun haklarını korumayı düzenler. İcra işlemlerinin temel kanunu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’dur (İİK). İcra dairelerinin kuruluşu ve takip işlemlerinin yürütülmesi bu kanunda düzenlenir (İİK md. 1).

İcra takibinin dayandığı borcun türüne göre başka kanunlar da devreye girebilir. Kira borçlarında kiracının temerrüdü ve konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler Türk Borçlar Kanunu’nda yer alır (TBK md. 315, 339). Mahkemede görülen itiraz ve tespit davalarında usul kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre uygulanır. Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlular için konkordato hükümleri de İİK’da düzenlenir (İİK md. 285).

Konu Temel mesele İlk bakılacak düzenleme
Ödeme emrine itiraz Takibin dayanağına veya borca karşı çıkma İİK md. 62, 66
Borca itiraz süreleri Takip türüne göre değişen itiraz zamanı İİK md. 62 ve takip türüne ilişkin hükümler
Maaş haczi Ücretin hangi kısmının haczedilebileceği İİK md. 83, 355
Haczedilemeyen mallar Borçlunun ve ailesinin zorunlu ihtiyaçlarının korunması İİK md. 82
Menfi tespit Borçlu olmadığının mahkemece belirlenmesi İİK md. 72
İtirazın iptali İtiraz nedeniyle duran takibin dava yoluyla sürdürülmesi İİK md. 67
Kira alacağı takibi Ödenmeyen kira için takip ve şartları İİK md. 269, TBK md. 315
Konkordato Borçların mahkeme denetiminde yeniden yapılandırılması İİK md. 285, 286, 287, 289
İstihkak davası Haczedilen malın kime ait olduğunun belirlenmesi İİK md. 96-99

Ödeme emrine itiraz

Ödeme emri, icra dairesinin borçluya gönderdiği ve borcun ödenmesini veya itiraz edilmesini bildiren belgedir. Borçlu; borcun hiç bulunmadığını, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını ya da takipte gösterilen miktarın doğru olmadığını ileri sürebilir. İtiraz, takip dosyasını yürüten icra dairesine yapılır (İİK md. 62).

Süresi içinde yapılan itiraz, itiraz edilen kısım bakımından icra takibini durdurur (İİK md. 66). İtirazın yalnızca borcun bir bölümüne yapılması hâlinde, itiraz edilmeyen bölüm bakımından farklı sonuçlar doğabilir. Bu nedenle itiraz dilekçesinde hangi borca ve hangi miktara karşı çıkıldığı açıkça belirtilmelidir.

Borca itiraz süreleri

İcra dosyasında süreyi belirleyen ilk belge ödeme emridir. Genel haciz yolunda temel süre İİK md. 62’de düzenlenir; kambiyo senedine dayalı takip, kira nedeniyle tahliye takibi veya başka özel takip türlerinde farklı kurallar uygulanabilir. Bu nedenle yalnızca “icra kâğıdı geldi” bilgisiyle genel süre varsayımı yapılmamalıdır.

Ödeme emrinin size hangi tarihte tebliğ edildiğini belirlemek de gerekir. Tebligat tarihi, itiraz süresinin başlangıcı bakımından önem taşır (İİK md. 62). İtirazın icra dairesine ulaşıp ulaşmadığı, dosyaya işlenip işlenmediği ve itirazın borcun tamamını mı yoksa bir bölümünü mü kapsadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Maaş haczi

Maaş haczi, borçlunun işverenden aldığı ücretin bir bölümünün icra dosyasına aktarılmasıdır. Ücretin tamamı kural olarak haciz konusu yapılamaz; kanun, borçlunun geçimini sürdürebilmesi için ücret haczine sınırlar getirir (İİK md. 83). Haciz yazısı işverene ulaştığında işverenin kesinti yapma ve kesilen tutarı icra dosyasına gönderme yükümlülüğü doğar (İİK md. 355).

Maaş haczinde ücretin niteliği, birden fazla icra dosyasının bulunup bulunmadığı, nafaka alacağı ve işverenin yaptığı işlemler önem taşıyabilir. İşverenin haciz yazısına aykırı davranması, icra dosyası bakımından ayrıca değerlendirilir (İİK md. 355). Kesintinin hatalı olduğunu düşünen borçlu, dosyadaki haciz yazısını ve hesaplamayı incelemelidir.

Haczedilemeyen mallar

Her mal ve hak haczedilemez. Borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan ailesinin geçimi için zorunlu bazı eşyalar, kişisel kullanım için gerekli mallar ve kanunda özel olarak korunan bazı değerler haciz dışında bırakılmıştır (İİK md. 82). Korumanın kapsamı, malın niteliğine ve borçlunun geçim koşullarına göre değerlendirilir.

Bir malın haczedilemeyeceğini düşünüyorsanız, haciz tutanağını, malın kullanım amacını ve evdeki diğer eşyaların durumunu inceleyin. Haciz sırasında ileri sürülebilecek itirazlar ile daha sonra başvurulabilecek yollar aynı değildir; bu ayrım dosyanın aşamasına göre belirlenir (İİK md. 82).

Menfi tespit davası

Menfi tespit davası, borçlunun belirli bir borcun borçlusu olmadığının mahkemece tespit edilmesini istediği davadır. Borç hiç doğmamış, sona ermiş veya takipte istenen miktardan daha az olabilir. Dava, icra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir; takip devam ederken açılan davanın icra işlemlerine etkisi ve tedbir şartları İİK’da ayrıca düzenlenmiştir (İİK md. 72).

Bu davada yalnızca “borcum yok” demek yeterli olmayabilir. Ödeme belgeleri, sözleşmeler, hesap hareketleri, yazışmalar ve takip dayanağı belgeler önem taşıyabilir. Hangi mahkemenin görevli olduğu, borcun kaynağına göre belirlenir; görev ve yetki değerlendirmesi dava açılmadan önce yapılmalıdır (HMK md. 114, 115).

İtirazın iptali davası

Borçlu ödeme emrine itiraz ettiğinde takip durabilir. Alacaklı, itirazın haksız olduğunu ve alacağın bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali davası açabilir. Dava kabul edilirse, itirazın takip üzerindeki etkisi ortadan kalkabilir ve alacaklı takibe devam edebilir (İİK md. 67).

Davanın hangi mahkemede görüleceği, alacağın tüketici işlemi, iş ilişkisi, ticari iş veya başka bir hukuki ilişkiden doğmasına göre değişebilir. Dava dilekçesinde takip dosyasının numarası, itirazın kapsamı, alacağın kaynağı ve talep edilen miktar açıkça gösterilmelidir (HMK md. 119).

Kira alacağı takibi

Ödenmeyen kira bedeli için kiraya veren, kira ilişkisine dayalı özel takip yoluna veya şartları varsa genel icra yoluna başvurabilir. Kira alacağıyla birlikte kiralananın tahliyesi de isteniyorsa, ödeme emrinin içeriği ve takip türü ayrıca önem kazanır (İİK md. 269).

Kiracının temerrüdü, kiraya verenin yazılı bildirimleri ve kira borcunun ödenmesi için tanınması gereken süre, kira ilişkisinin türüne göre değerlendirilir (TBK md. 315). Kira sözleşmesi, banka dekontları, hesap dökümleri ve gönderilen bildirimler takipteki temel belgelerdir. Kiracı bakımından ise ödeme emrinin tebliğ tarihi, itiraz veya ödeme için tanınan sürenin başlangıcını belirler (İİK md. 269).

Konkordato

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun, borçlarını belirli bir plan çerçevesinde ödemek için mahkemenin denetimine başvurduğu hukuki kurumdur (İİK md. 285). Başvuru, gerçek kişi tacirler ve şirketler gibi borçlunun hukuki durumuna göre farklı belgeler ve mali bilgiler gerektirebilir (İİK md. 286).

Konkordato başvurusu, borçlunun malvarlığı, borç listesi, alacaklılar ve ödeme projesi hakkında inceleme yapılmasını gerektirir. Mahkeme, kanundaki şartlar kapsamında geçici mühlet ve devamında kesin mühlet hakkında karar verebilir; bu süreçte konkordato komiseri görevlendirilebilir (İİK md. 287, 289). Mühletin alacaklıların takiplerine etkisi, kanunda belirtilen istisnalarla birlikte değerlendirilir (İİK md. 294).

İstihkak davası

İstihkak, haczedilen malın borçluya değil, başka bir kişiye ait olduğu iddiasıdır. Örneğin haciz sırasında borçlunun evinde bulunan bir eşyanın aslında kardeşine, eşine veya başka bir kişiye ait olduğu ileri sürülebilir. Bu iddia, mal üzerindeki mülkiyet veya başka bir ayni hakka dayanmalıdır (İİK md. 96).

İstihkak iddiasının ne zaman ileri sürüldüğü ve haciz sırasında kimin bulunduğu, uygulanacak usul bakımından önem taşır. İcra müdürlüğü, alacaklı ve borçlunun beyanları ile haciz tutanağındaki bilgiler sonraki işlemlerde dikkate alınır (İİK md. 96, 97). İstihkak davasının görevli mahkeme ve takip dosyasıyla bağlantısı, kanundaki özel düzenlemelere göre belirlenir; istihkak davaları icra mahkemesinde görülür (İİK md. 97, 99).

Hangi konuya yönelmelisiniz?

Size gelen belge ödeme emri ise önce takip türünü ve tebliğ tarihini belirleyin. İşvereninize maaş haczi yazısı geldiyse ücret kesintisinin hangi dosyaya ve hangi hesaplamaya dayandığını inceleyin. Evinizdeki veya işyerinizdeki bir malın size ait olmadığını düşünüyorsanız istihkak hükümlerini; borcun hiç bulunmadığını savunuyorsanız menfi tespit yolunu değerlendirin (İİK md. 62, 72, 96).

Örneğin, Ayşe Hanım’a bir icra dairesinden kira borcu için ödeme emri gönderildiğini varsayalım. Ayşe Hanım önce belgenin kira takibine ilişkin olup olmadığını ve tebliğ tarihini kontrol etmelidir. Borcun ödendiğini düşünüyorsa banka kayıtlarını toplamalı; tutarın bir bölümüne itiraz edecekse itirazını açıkça belirtmelidir (İİK md. 62, 269; TBK md. 315).

Ödeme emrine itiraz nereye yapılır?
Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız takipte itiraz, ödeme emrini gönderen icra dairesine yapılır. Genel süre, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK md. 62).
Maaşın tamamı haczedilebilir mi?
Ücretin tamamı kural olarak haczedilemez. Haciz, kanunun ücretler için öngördüğü sınırlar içinde uygulanır (İİK md. 83).
Borçlu olmadığımı hangi davayla ileri sürebilirim?
Bir borcun bulunmadığının mahkemece belirlenmesi için menfi tespit davası açılabilir. Takibin başlamış veya başlamamış olması, davanın icra işlemlerine etkisi bakımından önemlidir (İİK md. 72).
İtirazın iptali davası ne zaman açılır?
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK md. 67).
Haczedilen mal bana ait değilse ne yapabilirim?
Malın borçluya değil başka bir kişiye ait olduğu ileri sürülebilir. İstihkak iddiasının ve davasının usulü, haczin ve icra dosyasının aşamasına göre belirlenir (İİK md. 96-99).

İcra ve İflas: bütün rehberler

Bu Yazıda Dayanılan Mevzuat

Bu yazıda geçen hukuki terimler

İlgili Yargı Kararları

Kararlar konunun yargıda nasıl değerlendirildiğini göstermek içindir; her dosya kendi koşullarına göre ayrıca incelenir.

Mahkeme: Yargıtay , 12. Hukuk Dairesi
Tarih: 22.04.2026
Esas No: 2025/9218
Karar No: 2026/2762

Alacaklı banka, Hazineye ait bir taşınmaz üzerinde borçlu şirket lehine kurulan 49 yıllık bağımsız ve sürekli üst hakkına ipotek koydurmuş, borç ödenmeyince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatmıştır. Şikâyetçi, üst hakkının devrinin bakanlık iznine bağlı olduğunu ve Hazine taşınmazının borçlunun borcu için satılamayacağını ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını ve kıymet takdiri ile satış kararlarının iptalini istemiştir. İcra mahkemesi şikâyeti kısmen kabul ederek üst hakkı üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar vermiş, bölge adliye mahkemesi alacaklının istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Yargıtay, üst hakkının Türk Medeni Kanunu md. 826'da düzenlenen ve sahibine arazinin altında veya üstünde yapı yapma ya da mevcut yapıyı koruma yetkisi veren bir irtifak hakkı olduğunu açıklamıştır. Bağımsız, en az otuz yıl için kurulmuş ve tapuya taşınmaz olarak kaydedilmiş üst hakkı ipotek edilebilir. Bu durumda cebri icrada paraya çevrilen, üzerinde hak kurulan arazi değil, üst hakkının kendisidir. Ayrıca haczedilmezlik şikâyeti haciz yoluyla takiplerde söz konusu olur; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte haciz aşaması yoktur. Üst hakkı üzerine İİK md. 150/c uyarınca konulan şerh haciz değil satışa arz şerhidir ve mahkeme bunu haciz gibi değerlendirerek hata yapmıştır.

Bu nedenlerle HMK md. 373/1 uyarınca bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış ve icra mahkemesi kararı bozulmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Editör ekibi

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu yazı faydalı oldu mu?

Hata bildir

İlgili Yazılar

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar