Yargıtay Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararı: Muvazaa
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3081
- Karar No
- 2026/6514
- Karar tarihi
- 02.07.2026
- muvazaa
- asıl işveren alt işveren
- ulusal bayram ve genel tatil ücreti
- arabuluculuk gideri
- yargılama gideri
- ispat
Kararın özeti
Davacı işçi, uzun yıllar bir kamu hastanesinde alt işverenler aracılığıyla veri ve kayıt personeli olarak çalıştığını, asıl işveren ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret farkı, ilave tediye, döner sermaye payı, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi ilişkinin muvazaalı olduğunu kabul ederek davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Yargıtay, muvazaa ve diğer alacaklar yönünden kararı yerinde bulmuş; ancak ulusal bayram ve genel tatil alacağında tanıkların, davacının yalnızca nöbetçi olduğu günlerde çalıştığını söylediğine dikkat çekmiştir. Bu beyanlarla bütün tatil günlerinde çalışıldığı ispatlanmış sayılamaz; nöbet listeleri ve işe giriş kayıtları getirilerek karar verilmelidir. Ayrıca arabuluculuk gideri yargılama gideridir (7036 sayılı Kanun md. 3/14); kısmen kabul edilen davada bu gider, HMK md. 326/2 uyarınca tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmalı, tamamı davalıya yükletilmemelidir.
Bu nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.
Bu konudaki rehberlerimiz
Kararın tam metni
9. Hukuk Dairesi 2026/3081 E. , 2026/6514 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3344 E., 2025/2431 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/435 E., 2021/878 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.1999-01.11.2017 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı ... Hastanesinde veri elemanı ve kayıt personeli olarak çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle sonlandırdığını, davacının hizmetinin geçtiği şirketler ile davalı Bakanlık arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, dolayısıyla davacının başından beri davalı Bakanlığın asıl işveren olduğunun kabulünün gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, ilave tediye, ulusal bayram ve genel tatil, döner sermaye payı, fark ücret ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili Bakanlığın ihale makamı konumunda olduğunu, asıl işveren sıfatının bulunmadığını, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki belgelere göre emsal kararlar ile dosya kapsamında dinlenen davacı tanık anlatımları birlikte dikkate alındığında, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu ve davacının başından itibaren Bakanlık işçisi sayılması gerektiği, fesih ile ilgili olarak taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, emsali Bakanlık işçisine ödenen ücret ve sosyal haklardan yararlanacağı kabul edilerek bilirkişi raporu aldırıldığı, kıdem tazminatı, eksik ücret alacağı ile fark ücret alacağına, muvazaa nedeniyle Bakanlık işçilerine ilave tediye ödemesi yapıldığından davacının da işbu ödemeden faydalanması gerektiği, aynı şekilde döner sermaye payından da faydalanan Bakanlık işçileri gibi davacının da işbu ödemeye hak kazandığı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından; davacının tüm resmî ve dinî bayramlarda çalıştığı kabul edilerek ulusal bayram ve genel tatil alacağına hak kazandığı ancak davacının 45 saati aşan çalışması bulunmadığından fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriği, tanık anlatımları, hizmet alım sözleşmeleri bir arada değerlendirildiğinde, davacının ... Kurumu bildirimlerinde beden işçisi, temizlik görevlisi olarak gözüktüğü, ancak davacının değişen alt işverenlerde davalı Bakanlığa bağlı ... Hastanesinde bilgi işlem elemanı olarak kayıt işlerinde çalıştığı, davalı Bakanlık ile davacının hizmetinin geçtiği yükleniciler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı ve davacının başından beri davalı Bakanlığın işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı Bakanlık ile yüklenici firmalar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinde çalıştırılacak personelin her türlü işçilik alacaklarından yüklenici firmanın sorumlu olacağına dair düzenlemenin davacı işçi bakımından bağlayıcılığı bulunduğu, davacının hak kazandığı alacakların usulüne uygun kanıtlandığı ve bilirkişi raporu doğrultusunda hak ve alacaklara hak kazandığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. İhale makamı olduklarını, husumet yöneltilemeyeceğini,
3. Davacının diğer işverenler nezdinde tutulan işyeri kayıtlarına ulaşılmadan takdiren çalışma aralığının belirlenmesinin ve hesaplamalarında buna göre yapılmasının doğru olmadığını,
4. Davacının çalışmasının kesintisiz olup olmadığının araştırılmadığını,
5. Davacıya ait işyeri şahsi sicil dosyası getirtilerek kayıtlarda görünen işverenlerin müvekkil işverenle bağlantılarının tespitinin gerektiğini,
6. Ücret miktarının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini,
7. Davacı tanıkların müvekkili Kuruma karşı davası oldugunu ve davacı ile aynı dönemde çalışmış olmalarının gerektiğinin göz önüne alınmadığını,
8. Kıdem tazminatı için uygulanacak olan faizin "mevduata fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi" olması gerektiğini, faiz ve faiz türüne itiraz ettiklerini,
9. Feshin kim tarafından ne şekilde yapıldığının aydınlatılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ile dava dışı alt işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve buna göre davacının asıl işveren işçisi sayılıp sayılamayacağı, idari ve teknik şartnamelere göre davacı işçinin ücretinin eksik ödenip ödenmediği, ilave tediye alacağı, döner sermaye alacağı, genel tatil alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının hizmet alım kapsamı dışında çalıştırıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece, davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplamadan %30 indirim yapılmak suretiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Davacı tanıkları, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde nöbetçiyse çalıştığını, nöbetçi değilse çalışmadığını belirtmişlerdir. Görüldüğü üzere tanık beyanları ile davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığından söz edilemez. Tanıklar davacının nöbetçi olması durumunda çalıştıklarını beyan ettiklerine göre hesaplama konusu dönemi kapsayan nöbet listesi dâhil işe giriş kayıtları temin edilerek sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile soyut tanık anlatımlarına göre alacağın ispatlandığının kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Diğer yandan İlk Derece Mahkemesi kararında, dava şartı olan arabuluculuk gideri bakımından hatalı şekilde hüküm kurulduğu saptanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabul ve ret oranına göre ödenmesi gereken arabuluculuk giderinin davalıdan alınmasına karar verilmiş ise de; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/14 hükmünün son cümlesi uyarınca; arabuluculuk gideri yargılama gideri olup anlaşmaya varılamaması hâlinde, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326/2 hükmüne göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilen eldeki davada, arabuluculuk yargılama giderinin davacıya isabet eden miktarının davacı üzerinde bırakılması gerekirken tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi bir diğer bozma sebebidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.
İlgili hukuki terimler
Hesaplayın
9. Hukuk Dairesinin diğer kararları
- Acentelik sözleşmesi — 2026/6512 K. (02.07.2026)
- İşe iade — 2026/6513 K. (02.07.2026)
- Fazla çalışma ücreti — 2026/6510 K. (02.07.2026)
- İşe iade — 2026/6511 K. (02.07.2026)
⚠️ Önemli
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.
Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.
Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.