Yargıtay Kararı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararı: Fazla çalışma ücreti

Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1809
Karar No
2026/4864
Karar tarihi
21.05.2026
  • fazla çalışma ücreti
  • yurt dışında çalışma
  • hukuk seçimi
  • ücrete dahil fazla çalışma
  • mirasçılar

Kararın özeti

Davalı şirketin Cezayir'deki işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek bu alacakları istemiştir. Davalı, ücretin her türlü çalışmayı kapsadığını ve alacakların ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Yargıtay, 5718 sayılı Kanun md. 24/1 uyarınca hukuk seçiminin zımni olarak da yapılabileceğini; davalının en geç cevap dilekçesiyle yabancı hukukun uygulanmasını istememesi hâlinde Türk hukukunun zımnen seçilmiş sayılacağını ve somut olayda Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir. Ancak iş sözleşmesinin eki bilgi formunda çalışma süresi 30 gün ve günde 8 saat olarak kararlaştırılmış, haftalık 48 saat çalışmaya göre ücret belirlenmiştir. Daire uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olmak üzere bu hüküm geçerli olduğundan, haftalık 3 saatlik fazla çalışma ücrete dahildir ve alacak haftalık 48 saati aşan çalışma üzerinden hesaplanmalıdır. Ayrıca yargılama sırasında ölen işçinin mirasçıları hakkında miras payları oranında hüküm kurulmalıdır.

Bu nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.

Bu konudaki rehberlerimiz

Kararın tam metni

9. Hukuk Dairesi 2026/1809 E. , 2026/4864 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/82 E., 2025/2380 K.

DAVA TARİHİ : 23.09.2021

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi

SAYISI : 2021/776 E., 2023/693 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı işçi vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.02.2012-06.06.2017 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak davalı Şirketin Cezayir'deki işyerinde çalıştığını, çalışma süresince fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışmasına rağmen karşılıklarının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, işçinin tüm alacaklarının bordrolara yansıtılarak ödendiğini, ödenmeyen alacağının bulunmadığını, fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğunu, iddia edilen çalışma koşullarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, talep edilen faiz oranı ve başlangıç tarihlerinin hatalı talep edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçinin davalı Şirkette 23.03.2012-06.06.2017 tarihleri arasında tarihleri arasında çalıştığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre son ücretinin aylık 1.400,00 Euro olduğu, ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan işyeri kayıtlarına göre fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin belge olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu, davacının kabul edilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,

2. İşçinin tüm alacaklarının tam ve eksiksiz şekilde ödendiğini,

3. İşçinin ücretinin her nevi çalışmalarını kapsar şekilde belirlendiğini, buna rağmen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,

4. İddia edilen çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, imzalı bordrolar ve banka kayıtlarının aksi yazılı delille ispatlanabileceğinden tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını,

5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu,

6. Hüküm altına alınan alacaklara en üst sınırdan indirim uygulanması gerektiğini,

7. Hükmedilen faiz başlangıcının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı, hüküm altına alınan alacakların hesaplanması, zamanaşımı ile hükmedilen faize ilişkindir.

1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 46. maddesine göre hafta tatili, yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saatlik dinlenmedir. Aynı Kanun'un 63. maddesinde genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok kırk beş saat olduğu nispi emredici şekilde düzenlenmiş; 41. maddesinde ise Kanun'da yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmanın fazla çalışma olduğu belirtilmiştir.

Davacı ile davalı işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin eki niteliğindeki bilgi formunda çalışma süresi "30 gün*8 saat" olarak kararlaştırılmış olup ilgili bilgi formu ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında; işçinin haftalık çalışmasının 48 saat (6x8=48) olduğu ve ücretinin de buna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hüküm geçerlidir (Aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.10.2022 tarihli ve 2022/9465 Esas, 2022/12684 Karar sayılı kararı).

Şu hâlde haftalık 3 saat fazla çalışma ücrete dâhil olduğundan, fazla çalışma alacağının haftalık 48 saatin üzerindeki çalışma bakımından hesaplanması gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

4. Ayrıca gerek hak kazanılan alacaklar gerekse yargılama giderleri bakımından, dava açtıktan sonra yargılama sırasında vefat eden işçinin mirasçıları hakkında miras payları oranında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde "davacı" hakkında karar verilmesi de hatalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.

İlgili hukuki terimler

Hesaplayın

9. Hukuk Dairesinin diğer kararları

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar