Yargıtay Kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı: Belirsiz alacak davası
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3202
- Karar No
- 2026/3658
- Karar tarihi
- 08.06.2026
- belirsiz alacak davası
- ek dava
- derdestlik
- destekten yoksun kalma
- elektrik çarpması
- HMK 107
Kararın özeti
Elektrik çarpması sonucu ölen kişinin eşi ve kızı, daha önce belirsiz alacak davası olarak açtıkları tazminat davasında bilirkişi raporu üzerine taleplerini artırmış; yıllar sonra alınan yeni raporda tazminatın çok daha yüksek hesaplanması üzerine aradaki fark için ek dava açmıştır. İlk derece mahkemesi, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu edildiğini ve ek dava açılmasının derdestlik oluşturduğunu belirterek davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Yargıtay çoğunluğu, HMK md. 107 ile getirilen belirsiz alacak davasının hak arama özgürlüğünü en geniş şekilde korumak amacıyla düzenlendiğini ve 7251 sayılı Kanunla yapılan değişikliği hatırlatmıştır. Somut olayda alacağın, tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve taraflarca itiraz edilen önceki raporlarla değil, son bilirkişi raporuyla tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğini, davacıların mükerrer talebi bulunmadığını ve ek davada derdestlik oluşmadığını belirtmiştir. Usul hükümlerinin hak kaybına yol açacak şekilde uygulanması adil yargılanma hakkını ihlal eder; bu nedenle kararlar bozulmuştur.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazan üye, belirsiz alacak davasının amacının alacağın tamamını dava etmek olduğunu, bu amaca aykırı olarak ek dava açılmasının derdestlik oluşturduğunu ve kararın onanması gerektiğini savunmuştur.
Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.
Bu konudaki rehberlerimiz
Kararın tam metni
3. Hukuk Dairesi 2026/3202 E. , 2026/3658 K.
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/938 E., 2024/1567 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/376 E., 2023/359 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına karar verilmiş, belirlenen günde taraflardan gelen olmaması nedeniyle, eksikliklerin giderilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilen dava dosyasının yeniden gönderildiği anlaşılmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; murisleri Y.T.'nin 22.10.2014 günü elektrik çarpması neticesinde vefat ettiğini, Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/15 E. sayılı dosyası ile belirsiz alacak davası olarak açılan tazminat davasında müvekkillerinden ... lehine 1.318.856,81 TL, ... lehine 137.033,24 TL maddi tazminat hesap edildiğini, bu rakamlardan kusurları oranında yapılan indirim sonrası bir kısmının bedel artırım dilekçesiyle asıl davada talep edildiğini, bakiye kalan kısımlar için ise ek dava açtıklarını ileri sürerek; ... lehine 785.811,86 TL, ... lehine ise 68.335,76 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; gerilim hatlarının çekildiği tarihte yapılmış inşaat bulunmadığını, mevcut hatların daha önce yapıldığını, sonradan yapılmış binalar nedeniyle müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların davalıya karşı aynı olaydan kaynaklı olarak Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde belirsiz alacak davası açtıkları, ilgili dosyada davalarını ıslah ettikleri, ıslah etmedikleri kısım için ek dava mahiyetinde işbu davayı açtıkları, belirsiz alacak davası türünde dava açılması durumunda alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde derdestlik dava şartının söz konusu olacağı gerekçesiyle, derdestlik dava şartı sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; iki dava arasında taraf, konu ve sebep birliği bulunmadığını, asıl davada hüküm altına alınması mümkün olmayan ve sonradan asgari ücret artışları ile oluşan ilave maddi tazminatın ayrı bir dava ile talep edilmesine kanuni bir engel olmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesinin hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını, asıl davada talep artırımı yapılıp karar verilmesiyle davanın fiilen kısmi dava niteliği kazandığını ve hüküm dışında kalan alacak için ek dava açılmasının mümkün olduğunu, aksi yorumun müvekkillerini yaklaşık on yıldır süren yargılama sonunda hakkından mahrum bırakarak usul ekonomisi, adil yargılanma ve hak arama özgürlüğü ilkelerine aykırı sonuç doğuracağını, ayrıca dava şartı yokluğu gerekçesiyle nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, elektrik çarpması sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlıklı 107. maddesinin 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7251 sayılı Kanun) ile değiştirilmeden önceki metninde;
“(1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2)Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
(3)Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” düzenlenmesi bulunmakta iken, 7251 sayılı Kanunun 7. maddesi ile madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; ikinci fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi ile ihdas edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna yada objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır.
Madde gerekçesinde; “Bu davanın kabul edilmesinin artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek “etkin hukukî koruma”nın gündeme gelmiş olmasının da bunu gerektirdiği belirtildiği gibi, hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilecektir. Belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir.” şeklindeki açıklamayla alacağın belirsiz olup olmadığı ile ilgili olarak bazı kıstaslar kabul edilmiştir.
Bu kıstaslar; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin;
İ. Davacının kendisinden beklenememesi,
İi. Bunun olanaksız olması,
İii. Açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir.
Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır.
Zira zamanaşımı süresi, belirsiz alacak davası açılması ile tüm alacak için kesildiğinden davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğraması söz konusu olmayacaktır.
Eldeki davanın yasal dayanağı olan 6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin ikinci fıkrasının ilk hâlinde yer alan düzenlemeye göre; belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu Mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 2022/10-795 E., 2023/641 K. sayılı ilamıda aynı yöndedir).
Somut olayda; davacılar vekilinin, 09.04.2015 tarihinde belirsiz alacak davası niteliğinde açtığı asıl davada, davacılardan eş ... ve kızı ... adına ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ettiği; yargılama sırasında alınan 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporunun ardından 27.01.2018 tarihinde sunduğu bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini eş ... yönünden 137.387,90 TL'ye, kızı ... yönünden ise 27.587,50 TL'ye yükselttiği; devam eden yargılama kapsamında taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan 02.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise; eş ... için talep edilebilecek maddi tazminat tutarının 1.318.856,81 TL, kızı ... için ise 137.033,24 TL olarak hesaplandığı; bunun üzerine 27.10.2023 tarihinde eldeki ek davanın açıldığı ve asıl davada daha önce 27.01.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle artırılan talepler dışında kalan kısım yönünden eş ... için 785.811,86 TL, kızı ... için ise 68.335,76 TL maddi tazminat talep edildiği; asıl davada ise 28.11.2023 tarihinde, 27.01.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle artırılan miktarlar üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve taraf vekilleri tarafından itiraz edilen raporlar sonrasında, 02.10.2023 tarihli bilirkişi raporuyla davaya konu edilen tazminatının tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, davacılar vekili tarafından talebin netleşmesi üzerine ek davanın açıldığı, davacılar vekilinin mükerrer talebinin olmadığı, ek davada bu anlamda derdestliğin söz konusu olmadığı, usul hükümlerinin hak kaybına neden olacak şekilde uygulanmasının adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacağı değerlendirilmekle, İlk Derece Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık; davacıların desteği olan ...’un elektrik çarpması sonucunda ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesi;
"1.Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
2.Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
3.Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var oldugu kabul edilir." şeklinde düzenlenmiş iken, 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu’nun (7251 sayılı Kanun) 7. maddesi ile madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; ikinci fıkrası “(2) Karsı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasanına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Hükümet tasarısında yer almayan belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından; esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karsılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi ile ihdas edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır.
Madde gerekçesinde; "Bu davanın kabul edilmesinin artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek “etkin hukukî koruma”nın gündeme gelmiş olmasının da bunu gerektirdiği belirtildiği gibi, hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu iliksiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilecektir. Belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karsı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın basında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir.” şeklinde tespit ve değerlendirme yapılmıştır.
Belirsiz alacak davasının düzenlenme nedeni, davacının dava açarken alacağının tümü için dava açmak istediği hâlde, alacağının miktarını belirlemesi imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Davacının belirsiz alacak davası açarken amacı alacağının tümünü dava etmek ve tümü hakkında karar verilmesini sağlamaktır. Kısmî dava açmakta olduğu gibi, alacağının bir kısmını dava etmek değildir. Dava dilekçesinde belirttiği talep sonucu da geçicidir, dava açarken asıl amacı alacağının belirlenir belirlenmez bu miktar üzerinden karara bağlanmasıdır. Belirsiz alacak davasında, davacıya alacağını belirlemesinin imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek olduğu istisnai bir durumda böyle bir dava açma olanağı tanınmıştır. Kanun koyucu, alacağın belirlenmesinin imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek durumda olması hâlinde belirsiz alacak davası açma imkânı tanıdığına göre, böyle bir davanın sonuçlarının da amaca uygun olarak değerlendirilmesi gerekir.
Diğer taraftan belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi, genellikle geçici talep sonucunun artırılması seklinde olacaktır. Kanun talep sonucunun artırılmasına açıkça izin verdiğinden, ayrıca karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafça talep sonucunun kesinleştirilmesi üzerine, geçici talep sonucu değil, kesin talep sonucu esas alınmalıdır.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin 2. fıkrası ile tahkikatın sona ermesine kadar davanın basında belirtilen talebin artırılabileceği kabul edilmişken, 7251 sayılı Kanunun 7. maddesi ile anılan fıkrada yapılan değişiklikle talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapılmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/9-2782 E., 2020/87 K., 06.07.2021 tarihli ve 2020/9-1 E., 2021/931 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.).
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-795 E., 2023/641 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 7.maddesi ile 6100 sayılı Kanunun 107/2 maddesinde yapılan değişiklikle; talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapılmış ise de, kanunların geriye yürümemesi ilkesi ve talep artırımının yapılmakla tamamlanmış usuli işlem teşkil edecek olması nedeniyle, kanunda yapılan değişiklikten önce verilen talep artırım dilekçelerinde, yeni kanun hükmü uygulanamayacağı kabul edilmeli, ayrıca tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve taraflarca itiraz edilen bilirkişi raporuyla alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinin kabul edilemeyeceği göz önünde tutulmalıdır
Somut olayda; davacılar, destekleri olan ...’un 22.10.2014 tarihinde elektrik çarpması sonucunda vefat ettiğini ileri sürerek; 6100 sayılı Kanunun 107. maddesi uyarınca, asgari miktarları göstermek suretiyle (her bir davacı için 1.000,00 TL maddi tazminat) dava açmışlardır.
Dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, 09.04.2015 tarihinde açılan asıl dava, belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.
Davacılar vekili yargılama sürecinde alınan 12.10.2017 tarihli hesap bilirkişisi raporuna karşı 27.01.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle; maddi tazminat talebini eş ... için 137.387,90 TL’ye, kızı .... için 27.587,50 TL'ye yükseltmiş, taraf itirazları üzerine alınan 02.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise eş ..... için talep edilebilecek maddi tazminat tutarının 1.318.856,81 TL, kızı ... için ise 137.033,24 TL olarak belirlenmesi üzerine 27.10.2023 tarihinde açtığı ek davada; asıl davada alınan 02.10.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunun tebliği ile hesaplanan tazminatın %70 kusura isabet eden tutarının davacılardan eş için 923.199,76 TL, kızı ... için 95.923,26 TL olduğunun öğrenildiğini, asıl davada davacı eş için maddi tazminatın 27.01.2018 tarihli dilekçeyle 137.387,90 TL’ye, kızı ..... için 27.587,50 TL'ye yükseltildiğini ileri sürerek; davacılardan eş için (asıl davada 27.01.2018 tarihli dilekçesiyle artırdığı 137.387,90 TL talebe ek olarak) 785.811,86 TL maddi, kızı ... için ise (asıl davadaki 27.587,50 TL talebe ek olarak) 68.335,76 TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacıların davalıya karşı aynı dava konusundan kaynaklı daha önce belirsiz alacak davası açtıkları, ilgili dosyada davalarını ıslah ettikleri, ıslah etmedikleri kısım için ek dava mahiyetinde işbu davayı açtıkları, ne var ki belirsiz alacak davası türünde dava açılması durumunda alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde derdestlik dava şartı söz konusu olacağı gerekçesiyle; derdestlik dava şartı sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve taraflarca itiraza uğrayan bilirkişi raporları ile davaya konu edilen maddi tazminat talepleri, kesin ve belirlenebilir hale gelmemiştir. Öte yandan, davacılar vekili tarafından 6100 sayılı Kanunun 107/2 maddesinde yapılan değişiklikten önce verilmiş olan talep artırım dilekçeleri hakkında, anılan yeni hüküm uygulanamayacaktır.
Ne var ki, davacılar vekili tarafından yukarıda da açıklandığı üzere, belirsiz alacak davası açılırken amaçlanan şeyin, alacağının tümünü dava etmek ve tümü hakkında karar verilmesini sağlamak olduğu, davacıya alacağını belirlemesinin imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek olduğu istisnai bir durumda böyle bir dava açma olanağının tanındığı gözetilmeden, belirsiz alacak davasının amacına aykırı olacak şekilde ek dava açılması suretiyle derdestlik hali oluşturulduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Derece Mahkemelerince, davacılar vekili tarafından açılan ek davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna uygundur.
Açıklanan bu nedenlerle, davacılar vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden, Daire çoğunluğunun anılan kararın bozulması gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyorum. 08.06.2026
Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.
İlgili hukuki terimler
Hesaplayın
3. Hukuk Dairesinin diğer kararları
- Finansal kiralama — 2026/4414 K. (02.07.2026)
- Kira bedelinin tespiti — 2026/3681 K. (09.06.2026)
- Paylı mülkiyet — 2026/3493 K. (04.06.2026)
- Vekaletsiz iş görme — 2026/3477 K. (03.06.2026)
⚠️ Önemli
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.
Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.
Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.