Yargıtay Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı: Marka hükümsüzlüğü
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2033
- Karar No
- 2026/4120
- Karar tarihi
- 02.07.2026
- marka hükümsüzlüğü
- sessiz kalma yoluyla hak kaybı
- ticaret unvanı
- gerçek hak sahipliği
- kötü niyet
Kararın özeti
Davacı, uzun yıllardır kullandığını ileri sürdüğü gazete adının, davalı tarafından 16. sınıf mallar için marka olarak tescil ettirildiğini, bunun ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve TTK md. 52 uyarınca unvanı kullanma hakkının kendisine ait olduğunu belirterek davalının iki markasının hükümsüzlüğünü istemiştir. Davalı, markasını yıllar önce tescil ettirip yenilediğini ve kitap, dergi ve gazetelerde kullandığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, davacının markayı uzun süredir kullandığına dair delil sunmadığını, davacının ticaret siciline kaydının davalı markasının tescilinden çok sonra yapıldığını ve bilirkişi avansını süresinde yatırmadığını belirtmiştir. Davacının ilk marka için 13 yıl, ikinci marka için yaklaşık 6 yıl bekleyerek dava açtığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, gerçek hak sahipliğini ve davalının kötü niyetini ispatlayamadığını kabul ederek davayı reddetmiştir.
Bölge adliye mahkemesi, dava tarihinde ilk markanın tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğini, ikinci markanın ilk markanın serisi niteliğinde olduğunu ve kötü niyetli tescile ilişkin somut delil sunulmadığını belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, kararı HMK md. 370/1 uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.
Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.
Kararın tam metni
11. Hukuk Dairesi 2026/2033 E. , 2026/4120 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/614 Esas, 2024/1842 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/204 E., 2022/230 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” nin imtiyazlı hak sahibi olduğunu, gazetenin 1994 yılında imtiyaz haklı ulusal gazete olarak yayına başladığını ve devam etmekte olduğunu, "..."nin ulusal çapta bilinen ve tanınan bir marka olduğunu, davalının herhangi bir basım veya yayın (...v.s.) işleminde kullanmadığı halde, davacı müvekkilinin 27 yıldır büyük emek harcayarak yatırımını ve tanıtımını yaptığını ticaret unvanı olarak kullandığı yani gerçek hak sahibi olduğu “...” ibaresini ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde ... tescil numaralı “... ile ... tescil numaralı “... & .... & .... markalarını 16. sınıfa dahil emtialar açısından tescil ettirdiğini, davacı müvekkilinin 1994 yılından beri "..." unvanı altında ulusal çapta gazetecilik hizmetlerinde bulunmakta olduğunu, davalının bahsini ettikleri markalarının müvekkili şirketin unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin daha önce tanıtıp piyasaya sürdüğü bu unvanın “...” olarak tescilinin de yasaya aykırı olduğunun aşikar olduğunu bu nedenle iptalinin gerektiğini, bununla birlikte ticaret unvanını kullanma hakkının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 52. maddesi uyarınca münhasıran hak sahibine yani müvekkiline ait olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin kendi sektöründe ulusal ve uluslararası alandan “...” ana ibaresini hem marka hem de ticaret unvanı olarak 16. sınıf dahilindeki emtialar açısından 27 yıldır fiilen ve kesintisiz kullanmakta olduğunu, davalının “...” ibaresinin tescilinin ise tam 14 yıl sonra olduğunu, bu markanın tanıtımını yapan ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, ileri sürerek davalıya ait, ... tescil numaralı “....” ile ... tescil numaralı “... & .... & ....” markalarının 16. sınıfa ait emtialar açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "...." markası ile 16. sınıfa dahil emtialar ile basın yayın işi yaparak söz konusu ... markası ile kitapları yayınlanmakta olduğunu, müvekkilinin söz konusu "..." marka tescil belgesini 2008/... ... numarası ile ...Kurumu aracılığı ile 10.03.2008 tarihi itibariyle 10 yıllık süre ile koruma altına alarak, .. emtia numarası ile faaliyetine başladığını, akabinde bu 10 yıllık süre bittikten sonra ... marka numarası ile markanın yenilendiğini, bu marka adı altında kitaplar, dergiler ve gazeteler yayımlanmakta olduğunu, müvekkilinin bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında yayımladığı kitaplarda, yayımladığı gazete ve dergilerde kullandığını, hizmet kalitesinin haklı bir üne kavuşmuş olduğunu, bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, davacı tarafın ise ...Gazetesini dava dilekçesinde belirttiği gibi 1994 tarihinde herhangi bir marka ve patenti almadan kullanmış olduğunu, müvekkili marka hakkını aldıktan çok sonra davacının müvekkiline haber vermeden, markasının hükümsüzlüğüne ilişkin bir dava açmadan haksız ve kötüniyetle kullanmış olduğunu, marka ihlali yaptıkları için haklarında suç duyurusunda bulunduktan sonra da gazeteyi kapatarak ortadan kaybolduklarını ve yapmış oldukları suç duyurusu neticesinde... Mahkemesinde dava açıldıktan sonra gazetenin yetkililerinin marka ihlali ve başkaca suçlar nedeni ile ceza evinde olduklarının ortaya çıktığını, müvekkilinin tescil ettirdiği bu marka ile halen hem üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam etmekte olup kendisine iyi bir pazar payı oluşturmuş olduklarını, marka hükümsüzlüğünü isteyen davacı tarafın bir dönem gazetecilik sektöründe faaliyet göstermiş olduğunu ve marka tescil başvurusunda dahi bulunmadan müvekkilinin tescilli markası olan ...ibaresini tescilli markaymış gibi sattığını, davacı tarafın haklarındaki cezadan kurtulmak amacıyla işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 27 yıldır markayı kullandıkları ileri sürülmüş ise de bu yönde bir delil sunulmadığı, ticari sicile davacının kaydının 12.10.2015 tarihinde oluşturulduğu, hükümsüzlüğe konu davalı markasının ise ... adına ... no.lu ticaret markası olarak 16. sınıf için ... ibaresi ile .... tarihinde tescil edildiği, ... no.lu ...&...i&....ibareli markanın ise 16.sınıf için .... tarihinde tescil edildiği, dolayısıyla davacının 2008 yılından önce marka üzerinde hak sahibi olduğuna dair hiçbir delil sunmadığı, davacı tarafa verilen kesin süre içinde bilirkişi delil avansı yatırılmadığından dosyada rapor aldırılamayıp dosyadaki mevcut deliller değerlendirilerek karar verildiği, davalı ...adına ... no.lu markanın ticaret markası olarak 16. sınıf için ... ibaresi ile ... tarihinde tescil edildiği, davacının dava açtığı tarihin 15.05.2021 olduğu , dolayısıyla bu marka için davacının 13 yıl bekledikten sonra dava açtığı, hükümsüzlüğü talep edilen diğer ... no.lu ...&....&... ibareli marka yönünden de yaklaşık 6 yıl sessiz kalarak dava açtığı gözetildiğinde sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalının davacının markasına, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı yönündeki iddianın da ispat hukuku kurallarına göre ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ön inceleme duruşmasında gider avansı yönünden kesin süre verildiği, sonraki celse dava takip edilmediğinden dosyanın işlemden kaldırıldığı, yenileme tensibinde bu hususa değinilerek sözlü yargılama günü tayin edildiği, kesin sürenin verildiği tarih itibarı ile davacının 189,50 TL gider avansı mevcut olup bu tutarın bilirkişi ücretlerine ilişkin 3.057,00 TL'lik gideri karşılamayacağının açık olduğu, aynı zamanda davacı vekilinin de bu aşamalarda hiçbir itirazda bulunmadığı, son celse yeniden süre istediği, dava tarihi olan 15.06.2021 itibarı ile davalının ilk markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, davalının ikinci markasının ilk markanın serisi niteliğinde olduğu, davacının dava dilekçesinde kötüniyetli tescil yönünden hiçbir somut delil sunmadığı dikkate alındığında mahkemece kötüniyetin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddinin yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli ... nolu "..." ibareli marka ile ... numaralı " ...&...&...." ibareli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.
İlgili hukuki terimler
Hesaplayın
11. Hukuk Dairesinin diğer kararları
- Limited şirket — 2026/4170 K. (13.07.2026)
- Marka hakkına tecavüz — 2026/4168 K. (13.07.2026)
- Müteselsil kefalet — 2026/4173 K. (13.07.2026)
- Marka hükümsüzlüğü — 2026/4167 K. (13.07.2026)
⚠️ Önemli
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.
Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.
Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.