Yargıtay Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı: Marka hükümsüzlüğü
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6745
- Karar No
- 2026/4167
- Karar tarihi
- 13.07.2026
- marka hükümsüzlüğü
- kötü niyetli marka başvurusu
- tanınmış marka
- SMK 6
- iltibas
Kararın özeti
Uluslararası olarak satılan bir yemek programının markalarının sahibi olan davacı şirket, davalı şirketin bu ibareyi esas unsur olarak içeren marka başvurusuna yaptığı itirazın Türk Patent ve Marka Kurumunca reddedilmesi üzerine SMK md. 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 uyarınca Kurum kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü istemiştir. İlk derece mahkemesi, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunsa da malların farklı olduğunu, tanınmışlık ve kötü niyet koşullarının ispatlanamadığını belirterek davayı reddetmiştir.
Bölge adliye mahkemesi, programın başvuru tarihinde uzun süredir yayında olduğunu, sosyal medyada yüz binlerce takipçisi bulunduğunu ve Türkiye'de belli bir bilinirliğe ulaştığını belirlemiştir. Davalının davacının markasından haberdar olduğunu, markayı programda kullanıldığı biçimde başvurusunun tek asli unsuru yaptığını ve başvuru kapsamındaki yiyecek ürünlerinin programın formatında kullanılan mallar olduğunu tespit etmiştir. Davalının davacının markasından haksız yararlanmak amacıyla kötü niyetli başvuru yaptığını, kötü niyetin tescilin tamamını kapsadığını ve bölünemeyeceğini kabul ederek Kurum kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar vermiştir.
Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak HMK md. 370/1 uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.
Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.
Kararın tam metni
11. Hukuk Dairesi 2025/6745 E. , 2026/4167 K.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1407 Esas, 2025/1674 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/364 E., 2023/15 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." programının uluslararası olarak satıldığını, küresel boyutta 250 milyondan fazla izleyici tarafından takip edildiğini, .....kanalında yayınlandığını ve büyük marufiyet kazandığını, müvekkili şirketin 2012/094 00... /79442 sayılı “...” markaları ile davalı şirketin tescil başvurusuna konu ".... ..." markası arasında davaya konu markada "..." ibaresinin esas unsur olarak yer almasından bahisle hem görsel hem işitsel hem de kavramsal açılardan yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazlarının davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkili şirket markasının yoğun reklam faaliyetleri ve sektördeki payı düşünüldüğünde marufiyet taşıdığını, arttırılmış ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davalı markasındaki "..." ibaresi nedeniyle davalı şirketin müvekkili şirketin lisans verdiği bir kimse sanılacağını veya satılan malların müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında olduğu yanılgısına yol açacağını; müvekkili markalarının 41. sınıfta kapsadığı “eğlence hizmetleri” ile yiyecek/içecek ürünlerinin birbirini tamamlayan birbiriyle doğrudan bağlantılı hizmetler olduğundan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik oluştuğunu, müvekkili şirketin tanınmış markalarının kapsadığı "televizyon programları yapım hizmetleri" ile Türkiye çapında popüler bir yemek/mutfak televizyon programında gerek aşçılık gerekse yemek tarifleri olarak sergilenirken davalının “ ...” markasının tescilinin talep edildiği tüm mallar da yeme-içme üzerine mallar olduğundan; ortalama tüketicinin her akşam televizyonda gördüğü müvekkili şirket markasıyla davalı markası arasındaki iltibas kurmasının kaçınılmaz olacağını, tescil halinde davalı şirketin müvekkilinin markasının itibarından haksız yararlanacağını ileri sürerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK)
6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 hükümleri uyarınca ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-8433 sayılı kararının iptaline, 2020/07168 sayılı markanın
hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının 29, 30... . sınıflarda kullanımının ispatlanamadığını, huzurdaki davada da kullanım ispatı talep ettiklerini, SMK'nın 6/5 hükmündeki şartların oluşmadığını, davacı markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi "film televizyon ve radyo programları yapımı hizmetleri" sektöründe olduğunu, müvekkilinin davacı markalarına yakınlaşma amacı bulunmadığını, markalar incelenirken ilk sözcüklerin dikkate alınacağını, "..." ibaresinin tescil konusu mal ve hizmetlerde de zayıf olduğunu, yaygın kullanıma konu edildiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, taraf markaları kapsamındaki emtiaların da farklı olduğunu, başvurunun kötüniyetli yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin "Tiryaki ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de; kullanım ispatına konu edilen 2010/79442 sayılı “..." markasının tescili kapsamındaki mal ve hizmetlerden sadece “film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri” bakımından davacı tarafın markasını kullandığını ispatladığı, kullanım ispatı yapılan bu hizmetler ile başvuru markasının tesciline karar verilen 29, 30... . sınıftaki mal ve hizmetlerin aynı, benzer ve ilişkili emtialar olmaması nedeniyle SMK'nın 6/1 hükmündeki iltibas/karıştırılma koşulunun oluşmadığı, davacının kullanım ispatına konu olmayan 2012/09400 sayılı “..." markasının kapsamındaki mallar/hizmetler ile başvuru markasının tesciline karar verilen mal ve hizmetlerin aynı, benzer ve ilişkili emtialar olmaması nedeniyle SMK'nın 6/1 hükmündeki iltibas/karıştırılma koşulunun oluşmadığı, davacı tarafın "Tiryaki ..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilince, dosyaya sunulan delillerden, davacının mesnet markalarının kullanıldığı ... programının 2018 yılında yayına başladığı, başvurunun yapıldığı 20.01.2020 tarihi itibariyle uzun süredir yayında olduğu, programın reklamlarının sosyal medya hesaplarından da yapıldığı, yapılan haberlere göre programa ilginin gün geçtikte arttığı, programın instagram hesabının yüz binlerce kişi tarafından takip edildiği, programın reytinglerinin de üst sıralarda yer aldığı, bu hale göre, başvuru tarihi itibariyle programın Türkiye'de belli bir bilinirliğe ulaştığı, ayrıca, markanın ilk olarak 1996 yılında İngiltere'de tescil edildiği, o tarihten sonra da dünyanın pek ülkesinde tescilli olduğu, nitekim, dava konusu YİDK kararında da markanın belirli düzeyde bilinir olduğunun kabul edildiği, ayrıca, davalı şirketin, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle, davacının markasından haberdar olduğu, zira, markasını, aynen davacının televizyon programında kullanıldığı gibi, "..." şeklinde tescil ettirdiği, dava konusu markadaki "Tiryaki" ibaresinin çatı markası olduğu da göz önüne alındığında, davalının, başkasına ait olduğunu bildiği markayı, başvurusunun tek asli unsuru olarak marka başvurusuna konu ettiği, davalı markası kapsamındaki 29. ve 30. sınıf malların ise, davacının televizyon programı formatında kullanılan mallar olduğu, dolayısıyla, davalı şirketin dava konusu marka tescili ile davacı markasından haksız olarak yararlanabileceği, hal böyle olunca, Dairece, davalı şirketin, davacının markasının toplumda oluşturduğu imajı kendi markasına transfer etmek, davacıya ait olduğunu bildiği markadan haksız olarak yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak, dava konusu marka başvurusunu yaptığı sonucuna ulaşıldığı, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle de, davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ... 2021-M-8433 sayılı YİDK kararının iptaline, 2020/07168 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirket tarafından "......" işaretinin marka olarak tescili için yapılan başvuruya nispi ret nedenleri ile yapılan davacının itirazlarının reddine yönelik nihai Kurum kararının iptali ile tescil edilmişse marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 13.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.
İlgili hukuki terimler
11. Hukuk Dairesinin diğer kararları
- Müteselsil kefalet — 2026/4173 K. (13.07.2026)
- Limited şirket — 2026/4170 K. (13.07.2026)
- Marka hakkına tecavüz — 2026/4168 K. (13.07.2026)
- Menfi tespit — 2026/4174 K. (13.07.2026)
⚠️ Önemli
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.
Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.
Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.