Limited şirket ortağı şirketin vergi ve SGK borcundan sorumlu mu?

2 dakika okuma Son güncelleme: 15 Ekim 2026 Mevzuat kontrolü: 15 Ekim 2026

Kısa cevap

Kural olarak hayır: Şirket, borçlarından yalnız kendi malvarlığıyla sorumludur (TTK md. 602). Ancak vergi gibi kamu alacakları şirketten tahsil edilemezse veya edilemeyeceği anlaşılırsa, ortaklar sermaye payları oranında doğrudan sorumlu olur; şirket müdürü gibi kanuni temsilcilerin kişisel malvarlığına da başvurulabilir (6183 sayılı Kanun md. 35). SGK prim borçlarında üst düzey yöneticiler ve kanuni temsilciler işverenle birlikte müteselsilen sorumludur (5510 sayılı Kanun md. 88).

Kural: Şirket kendi malvarlığıyla sorumludur

Limited şirket, ortaklarından ayrı bir tüzel kişidir ve borçları ile yükümlülüklerinden dolayı yalnız kendi malvarlığıyla sorumludur (TTK md. 602). Bu nedenle şirketin bir tedarikçiye veya bankaya olan özel hukuk borcu için, kural olarak ortakların kişisel malvarlığına gidilemez.

Kamu alacaklarında ise kanun bu kurala önemli bir istisna getirir. Vergi, harç ve benzeri amme alacakları 6183 sayılı Kanuna göre takip edilir; SGK'nın prim alacaklarının tahsilinde de bu Kanunun büyük bölümü uygulanır (5510 sayılı Kanun md. 88).

Ortakların sorumluluğu

Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu olur ve takibe tabi tutulur (6183 sayılı Kanun md. 35). Yani önce şirkete gidilir; şirketten alınamazsa, örneğin yüzde otuz payı olan ortaktan borcun yüzde otuzu istenebilir.

Payını devreden ortak sorumluluktan kendiliğinden kurtulmaz: Pay devrinde, devir öncesine ait amme alacaklarından payı devreden ve devralan birlikte (müteselsilen) sorumludur. Alacağın doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda pay sahipleri farklı kişilerse bu kişiler de müteselsilen sorumlu tutulur (6183 sayılı Kanun md. 35).

Müdürün ve kanuni temsilcinin sorumluluğu

Tüzel kişilerin malvarlığından tahsil edilemeyen amme alacakları, kanuni temsilcilerin kişisel malvarlığından tahsil edilir. Şirketin tasfiyeye girmesi, temsilcinin tasfiyeden önceki döneme ait sorumluluğunu kaldırmaz; temsilci ödediği tutar için şirkete rücu edebilir (6183 sayılı Kanun md. 35).

SGK prim ve diğer alacakları haklı bir sebep olmadan süresinde ödenmezse, şirket yönetim kurulu üyeleri dahil üst düzey yöneticiler veya yetkililer ile kanuni temsilciler Kuruma karşı işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur (5510 sayılı Kanun md. 88).

Kurgusal örnek: Ayşe Hanım, payının yüzde kırkına sahip olduğu limited şirketteki payını iki yıl önce devretmiştir. Şirketin devirden önceki döneme ait vergi borcu şirketten tahsil edilemeyince vergi dairesi hem Ayşe Hanım'a hem de payı devralan kişiye, payın yüzde kırkı oranında ödeme emri gönderir (6183 sayılı Kanun md. 35).

Limited şirket ortağı şirketin bütün borçlarından sorumlu mu?
Hayır. Şirket borçlarından kural olarak yalnız kendi malvarlığıyla sorumludur (TTK md. 602). Kamu alacaklarında ise şirketten tahsil edilemeyen kısım için ortaklar sermaye payları oranında sorumludur (6183 sayılı Kanun md. 35).
Payımı devrettim, eski vergi borçlarından sorumlu olur muyum?
Devir öncesine ait amme alacaklarından payı devreden ve devralan müteselsilen sorumludur (6183 sayılı Kanun md. 35).
Şirket müdürü SGK borcundan şahsen sorumlu mu?
Prim ve diğer alacaklar haklı bir sebep olmadan süresinde ödenmezse kanuni temsilciler ve üst düzey yöneticiler işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur (5510 sayılı Kanun md. 88).
Adıma gelen ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edilir?
Tebliğden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmelidir (6183 sayılı Kanun md. 58). SGK alacaklarında uyuşmazlığa iş mahkemesi bakar ve başvuru takibi durdurmaz (5510 sayılı Kanun md. 88).

Bu Yazıda Dayanılan Mevzuat

Bu yazıda geçen hukuki terimler

İlgili Yargı Kararları

Kararlar konunun yargıda nasıl değerlendirildiğini göstermek içindir; her dosya kendi koşullarına göre ayrıca incelenir.

Mahkeme: Yargıtay , 11. Hukuk Dairesi
Tarih: 13.07.2026
Esas No: 2025/4381
Karar No: 2026/4170

Limited şirket ortağı ve müdürü olan davacı, diğer müdürün şirket adına kayıtlarda karşılığı bulunmayan bonolar düzenleyerek şirketi zarara uğrattığını ve ortakların kendisine haber vermeden temsil yetkisini değiştiren ortaklar kurulu kararı aldığını ileri sürerek kararın iptalini, müdürlerin azlini ve diğer ortakların ortaklıktan çıkarılmasını istemiştir. Birleşen davada ise şirket, davacının sermaye borcunu ödemediğini ve şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek onun ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir.

Bozmaya uyan ilk derece mahkemesi, 6762 sayılı TTK md. 551/3 uyarınca ortağın çıkarılması davasını açma hakkının şirkete ait olduğunu belirterek bu talebi aktif husumet yokluğundan reddetmiştir. Davetiyenin davacının yıllar önce ayrıldığı adrese gönderildiğini ve usulüne uygun çağrı yapılmadığını tespit ederek ortaklar kurulu kararını iptal etmiş, azil talebini ve birleşen davayı reddetmiştir.

Yargıtay, birleşen dava yönünden kararı onamıştır. Ancak müdürlerden birinin şirketi haksız olarak borçlandırdığı gerekçesiyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyetin kesinleştiğini, TBK md. 74 uyarınca ceza mahkemesinin maddi olguya ilişkin tespitinin hukuk hâkimini bağladığını, bu müdür yönünden azil için haklı nedenin varlığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca müdürler kurulu başkanı atanmamışken toplantıya yalnızca bir müdürün çağrı yapmasının TTK md. 538/1 ve 540/1'deki yasal çağrı şartlarını taşımadığını, bu nedenle kararın iptali yerine yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiğini belirterek asıl dava yönünden kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Mahkeme: Yargıtay , 3. Hukuk Dairesi
Tarih: 07.05.2026
Esas No: 2025/6063
Karar No: 2026/2872

Davacılar, malik oldukları ve davalıya kiraladıkları işyerlerine, ortağı oldukları şirketin yeni fabrikasında gerekli lisansı alamaması nedeniyle yeniden ihtiyaç duyduklarını ileri sürerek kiracının ihtiyaç nedeniyle tahliyesini istemiştir. Davalı, gerçek kişinin ortağı olduğu şirketin ihtiyacı için tahliye istenemeyeceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Yargıtay çoğunluğu, TBK md. 350/1'de ihtiyaç sahibi olarak kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sınırlı olarak sayıldığını, TBK md. 354 uyarınca bu hükümlerin kiracı aleyhine değiştirilemeyeceğini ve yorumla genişletilemeyeceğini belirtmiştir. Ticaret siciline tescil edilen şirket ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğundan, şirketin ihtiyacı ortağın kendi ihtiyacı sayılamaz. Bu nedenle davanın reddi ve vekâlet ücretinin dava değeri üzerinden hesaplanması yerindedir; karar HMK md. 370/1 uyarınca onanmıştır.

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazan üyeler, şirketin anne, baba, oğul ve torundan oluştuğunu, şirketin ihtiyacının ortakların ihtiyacından ayrı olmadığını ve aksi kabulün ortağı taşınmazını şirkete devretmeye zorlayacağını belirterek davanın kabulü gerektiğini savunmuştur.

Editör ekibi

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu yazı faydalı oldu mu?

Hata bildir

İlgili Yazılar

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar