Miras Hukuku Ana Rehberi: Haklar, Paylar ve Davalar

9 dakika okuma Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Kısaca

Miras hukuku; ölümle birlikte malvarlığının kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini, vasiyetname ve miras sözleşmesinin sınırlarını, saklı payı ve mirasçıların başvurabileceği davaları düzenler. İlk olarak mirasçılık belgesi alınır; borçlar için mirasın reddi, saklı pay ihlali için tenkis, muvazaalı devirler için tapu iptal davası ve paylaşım uyuşmazlıkları için ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.

Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının, haklarının ve borçlarının kimlere ve nasıl geçtiğini düzenleyen alandır. Türkiye’de temel düzenleme 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümleridir. Miras, ölüm veya gaiplik hâlinde açılır ve mirasçılar mirasbırakanın malvarlığını bir bütün olarak kazanır (TMK md. 575, 599). Vasiyetname ve miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflar, saklı pay, mirasın reddi ve paylaşma kuralları da aynı Kanun’da düzenlenir (TMK md. 502-544, 545-682).

Uyuşmazlık dava aşamasına geldiğinde görevli mahkeme ve yetki, talebin niteliğine göre belirlenir. Terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi gibi davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK md. 11). Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de kesin yetkili olabilir (HMK md. 12). Miras paylaşımı ve benzeri davalarda görev, uyuşmazlığın türüne göre sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemesine ait olabilir (HMK md. 2, 4).

Konu Temel soru İlk başvuru veya hukuki yol
Yasal mirasçılar ve paylar Miras kimlere, hangi oranlarda geçer? Mirasçılık belgesi ve TMK’daki yasal sıra kuralları
Saklı pay Mirasbırakan tasarruf özgürlüğünü ne ölçüde kullanabilir? Saklı payın ve ihlal varsa tenkis hakkının incelenmesi
Tenkis davası Saklı payı ihlal eden kazandırma nasıl azaltılır? Asliye hukuk mahkemesinde tenkis davası
Muris muvazaası Görünüşteki satış gerçekte bağışlama mıydı? Taşınmazın niteliğine göre tapu iptal ve tescil talebi
Mirasın reddi Miras ve borçlar kabul edilmek istenmiyor mu? Sulh hukuk mahkemesine ret beyanı
Mirasçılık belgesi Mirasçı olduğunuzu hangi belge gösterir? Sulh hukuk mahkemesi veya noterlikten belge istemi
Vasiyetname Ölümden sonra malvarlığı nasıl bırakılabilir? Kanundaki şekillerden biriyle vasiyetname düzenlenmesi
Ortaklığın giderilmesi Birden fazla mirasçı paylaşamıyorsa ne olur? Paylaşma anlaşması veya sulh hukuk mahkemesinde dava
Miras sözleşmesi Mirasla ilgili bağlayıcı bir anlaşma yapılabilir mi? Resmî şekilde miras sözleşmesi kurulması

Yasal Mirasçılar ve Paylar

Yasal mirasçı, mirasbırakanın ayrıca bir vasiyetname düzenlemesine gerek olmadan kanun gereği mirasçı olan kişidir. Birinci derece mirasçılar altsoydur; çocuklar eşit miras payına sahiptir. Çocuğun mirasbırakandan önce ölmesi hâlinde onun altsoyu, belirli koşullarla yerine geçebilir (TMK md. 495). Altsoy yoksa ana ve baba, onların altsoyu ve daha sonra büyük ana-büyük baba zümresi devreye girer (TMK md. 496-498). Evlatlık ve altsoyu da evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur (TMK md. 500). Hiç mirasçı bulunmadığında miras devlete geçer (TMK md. 501).

Sağ kalan eşin payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Eş altsoy ile birlikteyse mirasın dörtte birini, ana ve baba zümresiyle birlikteyse yarısını, büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikteyse dörtte üçünü alır; bu zümreler de yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK md. 499). Kesin payı belirlemek için ölüm tarihindeki aile ilişkileri, daha önce ölen mirasçılar, evlatlık ilişkisi ve mirasçılıktan çıkarma gibi durumlar birlikte incelenmelidir.

Saklı Pay

Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname veya başka bir karşılıksız kazandırmayla ortadan kaldıramayacağı kanuni miras payı bölümüdür. Mirasbırakan, saklı paylar dışında kalan bölüm üzerinde kural olarak serbestçe tasarruf edebilir (TMK md. 505). Altsoyun saklı payı, yasal miras payının yarısıdır. Ana ve babanın saklı payı yasal miras paylarının dörtte biridir. Sağ kalan eşin saklı payı ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre kanunda ayrıca belirlenmiştir (TMK md. 506).

Bir kişinin mirasçı olması, her durumda saklı pay sahibi olduğu anlamına gelmez. Örneğin kardeşler, güncel düzenlemede saklı pay sahibi mirasçılar arasında sayılmaz (TMK md. 506). Saklı payın ihlal edildiğini düşünen mirasçı, karşılıksız kazandırmaların kanuni sınıra indirilmesini tenkis yoluyla isteyebilir. Bunun için önce mirasın toplam değeri, borçlar, mirasbırakanın yaptığı kazandırmalar ve mirasçının saklı payı hesaplanır.

Tenkis Davası

Tenkis, saklı payı ihlal eden ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların, saklı payı tamamlayacak ölçüde azaltılmasıdır (TMK md. 560). Tenkis davasını, saklı payı zedelenen mirasçı veya mirasçılar açabilir. Mahkeme, bütün kazandırmaları ve mirasın hesap değerini dikkate alarak hangi işlemlerin ne ölçüde azaltılacağını belirler (TMK md. 561-565).

Tenkis davası, kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür; yetki bakımından terekeye ilişkin özel kurallar ve taşınmazın niteliği ayrıca değerlendirilir (HMK md. 2, 11, 12). Tenkis, her zaman bir taşınmazın tapusunun iptal edilmesi anlamına gelmez; bazı olaylarda para veya başka bir malvarlığı değeri üzerinden hesap yapılabilir.

Muris Muvazaası

Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçek iradesi bağışlama olduğu hâlde işlemi görünüşte satış veya başka bir sözleşme olarak göstermesi iddiasını ifade eder. Uyuşmazlıkta tarafların gerçek ve ortak iradesi, işlemin görünüşteki adından önce değerlendirilir (TBK md. 19). Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği bakımından resmî şekil kuralları da dikkate alınır (TMK md. 706).

Bu tür uyuşmazlıklarda mirasçı, işlemin görünürdeki niteliği ile gerçek amacı arasındaki farkı ve mirasbırakanın iradesini delillerle ortaya koymaya çalışır. Talep, olayın özelliklerine göre tapu kaydının iptali ve miras payı oranında tescil olabilir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi gündeme gelebilir (HMK md. 12). Görev bakımından genel kural olarak asliye hukuk mahkemesi değerlendirilir (HMK md. 2).

Mirasın Reddi

Mirasın reddi, mirasçının mirası ve mirasbırakanın borçlarıyla birlikte kabul etmemesidir. Yasal veya atanmış mirasçı mirası üç ay içinde reddedebilir. Süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar (TMK md. 605, 606). Ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır ve tutanağa geçirilir (TMK md. 609).

Üç aylık süre içinde ret beyanı verilmezse miras kural olarak kabul edilmiş sayılır (TMK md. 610). Mirasın borca batık olması gibi kanunda düzenlenen hâllerde hükmen ret gündeme gelebilir; bunun şartları ayrıca incelenmelidir (TMK md. 605). Ret, mirasçının hem aktifleri hem de borçları bakımından sonuç doğurduğundan, başvuru öncesinde terekenin durumu ve başka mirasçıların konumu araştırılmalıdır.

Mirasçılık Belgesi

Mirasçılık belgesi, belirli bir kişinin mirasçı olduğunu ve miras payını gösteren belgedir. Belge, mirasçılık sıfatını ispatlamada; bankadaki para, araç, taşınmaz ve diğer tereke işlemlerinde kullanılabilir. Belgenin verilmesini her mirasçı veya mirasçılar birlikte isteyebilir. Sulh hukuk mahkemesi veya kanunun izin verdiği ölçüde noterlik tarafından düzenlenebilir (TMK md. 598).

Mirasçılık belgesi, mirasın gerçekten paylaşılmış olduğu veya taşınmazın kime ait olduğunun kesin biçimde belirlendiği anlamına gelmez. Belgeye dayanılarak yapılacak satış, intikal veya paylaşım için ayrıca ilgili kurum işlemleri ve diğer mirasçıların hakları gündeme gelebilir. Mirasçılık sıfatı ya da paylar konusunda ciddi bir uyuşmazlık varsa belgenin iptali veya yeni belge verilmesi talebi değerlendirilir.

Vasiyetname

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra hüküm doğurmasını istediği iradesini açıkladığı ölüme bağlı tasarruftur. Vasiyetname; resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname veya olağanüstü durumlarda sözlü vasiyetname şeklinde düzenlenebilir (TMK md. 531). Resmî vasiyetname, kanunun öngördüğü resmî görevli ve tanıkların katılımıyla; el yazılı vasiyetname ise baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla, tarih ve imzayla hazırlanır (TMK md. 532, 538).

Vasiyetname hazırlanırken mirasbırakanın ehliyeti, iradesinin serbestliği, şekil şartları ve saklı pay sınırları birlikte dikkate alınmalıdır. Vasiyetnameyle belirli bir mal bırakılabilir, mirasçı atanabilir veya bazı kişiler mirastan çıkarılabilir; ancak her tasarruf kanuni sınırları aşamaz (TMK md. 502-505, 510-513). Vasiyetnamenin geçersiz olduğu düşünülüyorsa iptal davası açılması gündeme gelebilir (TMK md. 557).

Ortaklığın Giderilmesi

Birden fazla mirasçı bulunduğunda, miras paylaşılıncaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı oluşur. Mirasçılar elbirliğiyle hak sahibi olduklarından, tek bir mirasçının belirli bir tereke malı üzerinde tek başına tasarruf etmesi her zaman mümkün değildir (TMK md. 640). Paylaşma, mirasçıların anlaşmasıyla yapılabilir; anlaşma sağlanamazsa her mirasçı paylaşmayı isteyebilir (TMK md. 642).

Paylaşma mümkün olduğunda mallar aynen bölüştürülebilir. Bu mümkün değilse malın bir mirasçıya bırakılması ve diğerlerine denkleştirme yapılması veya satış bedelinin paylaştırılması gibi yöntemler gündeme gelebilir (TMK md. 699, 700). Ortaklığın giderilmesi davası, kural olarak sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK md. 4). Taşınmazın niteliği, mirasçıların anlaşması ve aynen bölünme olanağı dosyanın sonucunu etkiler.

Miras Sözleşmesi

Miras sözleşmesi, mirasbırakanın ölümünden sonra sonuç doğuracak bir düzenlemeyi karşı tarafla yaptığı sözleşme yoluyla belirlemesidir. Mirasbırakan, mirasçı atayabilir veya belirli bir malvarlığı değerinin bırakılmasını kararlaştırabilir. Miras sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde ve kanunun öngördüğü resmî görevli ile iki tanığın katılımıyla yapılır (TMK md. 545).

Miras sözleşmesi, tek taraflı vasiyetnameden farklı olarak karşılıklı ve bağlayıcı bir hukuki ilişki kurabilir. Miras sözleşmesi tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir; sözleşmeyle kendisine kazandırma yapılan kişi sonradan mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan bir davranışta bulunursa mirasbırakan sözleşmeyi vasiyetname şekliyle tek taraflı kaldırabilir. Sağlararası edimler yerine getirilmez veya güvenceye bağlanmazsa sözleşmeden dönülebilir (TMK md. 546, 547). Sözleşme yapılırken mirasbırakanın ehliyeti ve saklı pay sınırları ayrıca değerlendirilmelidir (TMK md. 503, 505).

Kurgusal örnek olay

Örneğin, Ayşe Hanım’ın babası öldüğünde geride bir ev, banka hesabı ve borçlar kalmış olsun. Ayşe Hanım önce mirasçılık belgesiyle mirasçıları ve payları öğrenebilir (TMK md. 598). Borçların fazla olduğunu düşünüyorsa üç aylık ret süresi içinde sulh hukuk mahkemesine başvurmayı değerlendirmelidir (TMK md. 606, 609). Babası evi görünüşte sattığı hâlde gerçekte bağışladıysa muris muvazaası iddiası; vasiyetnameyle saklı payı azaltılmışsa tenkis davası; kardeşleriyle evin paylaşımında anlaşamıyorsa ortaklığın giderilmesi yolu gündeme gelebilir (TBK md. 19, TMK md. 560, 642). Her başvurunun şartı ve delili farklıdır.

Miras dosyalarında ölüm tarihi, mirasbırakanın son yerleşim yeri, tüm mirasçıların kimliği, terekenin aktif ve pasifleri, vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve taşınmaz kayıtları birlikte incelenmelidir. Süreli bir işlem veya dava söz konusuysa belgelerin gecikmeden toplanması gerekir. Hukuki yardım ücretini karşılayamayan kişiler, şartları varsa baronun Adli Yardım Bürosuna başvurabilir.

Mirasçılar ve miras payları nasıl öğrenilir?
Mirasçılık belgesi, mirasçıları ve paylarını gösteren temel belgedir. Bu belge sulh hukuk mahkemesinden veya kanunun izin verdiği ölçüde noterlikten istenebilir (TMK md. 598).
Mirasın reddi için ne kadar süre vardır?
Miras üç ay içinde reddedilebilir; süre yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten başlar. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır (TMK md. 606, 609).
Saklı payı ihlal edilen mirasçı ne yapabilir?
Saklı payı zedelenen mirasçı, şartları varsa saklı payı ihlal eden kazandırmaların azaltılması için tenkis davası açabilir (TMK md. 560). Dava süresi TMK md. 571’de düzenlenmiştir.
Miras kalan ev paylaşılmazsa hangi yol izlenir?
Mirasçılar anlaşarak paylaşım yapabilir. Anlaşma olmazsa her mirasçı paylaşmayı isteyebilir ve ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bu dava kural olarak sulh hukuk mahkemesinde görülür (TMK md. 642; HMK md. 4).
Vasiyetname ile her şey tek kişiye bırakılabilir mi?
Vasiyetnameyle malvarlığı hakkında tasarruf edilebilir; ancak saklı pay sahibi mirasçıların kanuni koruması vardır. Saklı pay ihlal edilirse tenkis talebi gündeme gelebilir (TMK md. 505-506, 560).

Miras Hukuku: bütün rehberler

Bu Yazıda Dayanılan Mevzuat

Bu yazıda geçen hukuki terimler

İlgili Yargı Kararları

Kararlar konunun yargıda nasıl değerlendirildiğini göstermek içindir; her dosya kendi koşullarına göre ayrıca incelenir.

Mahkeme: Yargıtay , 1. Hukuk Dairesi
Tarih: 17.09.2026
Esas No: 2026/4827
Karar No: 2026/6192

Mirasçılar, babalarının taşınmazlarını oğullarına devrettiğini ileri sürerek iki dava açmıştır. Asıl dava hile gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile tenkis istemine ilişkindir; davacılar yargılama sırasında hileye dayalı istemden feragat etmiş ve davayı yalnızca tenkis davası olarak sürdürmüştür. Birleştirilen dava ise devirlerin mirastan mal kaçırma amacıyla yapılan muvazaalı işlemler olduğu gerekçesiyle taşınmazların terekeye iadesini istemektedir. Yargılama sırasında terekeye temsilci atanmıştır. Mahkeme, daha önceki bozma kararına uyarak asıl davayı zamanaşımı, birleştirilen davayı feragat nedeniyle reddetmiştir.

Yargıtay, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 640 uyarınca terekeye temsilci atandığında davanın temsilci huzuruyla sürdürüleceğini, mirasçıların davayı takip yetkisinin sona erdiğini ve hükmü temyiz hakkının da tereke temsilcisine geçtiğini belirtmiştir. Gerekçeli karar tereke temsilcisine usulüne uygun tebliğ edildiği hâlde temsilci temyiz etmemiş, kararı yalnızca mirasçılardan biri temyiz etmiştir. Asıl davada ise mahkeme, tenkis istemini murisin ölüm tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Kanun md. 513'e göre zamanaşımı yönünden incelemiş ve bozma kararına uygun hüküm kurmuştur.

Sonuç olarak birleştirilen dava yönünden mirasçının temyiz dilekçesi, temyiz yetkisi bulunmadığı için reddedilmiş; asıl dava yönünden ise bozmaya uygun olan karar onanmıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Editör ekibi

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu yazı faydalı oldu mu?

Hata bildir

İlgili Yazılar

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar