Yargıtay Kararı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi Kararı: Hakaret
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/4936
- Karar No
- 2026/12540
- Karar tarihi
- 02.07.2026
- hakaret
- şüpheden sanık yararlanır
- aleniyet
- delil yetersizliği
- beraat
Kararın özeti
Sanık, hastanede şikâyetçilere hakaret ettiği iddiasıyla yargılanmış; ilk derece mahkemesi hakaret suçundan mahkûmiyet kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sanık müdafii, sanığın suç kastı bulunmadığını ve delil olmadığını ileri sürerek beraat istemiştir.
Yargıtay, şüpheden sanık yararlanır ilkesini hatırlatarak, sanığın suçlamayı kabul etmediğini, şikâyetçilerin soyut iddiası dışında delil bulunmadığını, hükme esas alınan tanığın hakaret içerikli bir sözden bahsetmediğini ve CD inceleme raporunda da hakaret tespit edilmediğini belirtmiştir. Bu durumda beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Kabule göre de aleniyet unsuru (TCK md. 125/4) için olay yerinde başkalarının bulunmasının yeterli olmadığını, olayın hastanenin hangi bölümünde gerçekleştiğinin araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin temyiz istemi CMK md. 286/2-a uyarınca reddedilmiş, hakaret suçundan kurulan hüküm ise CMK md. 302 gereği oy birliğiyle bozulmuştur.
Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.
Bu konudaki rehberlerimiz
Kararın tam metni
4. Ceza Dairesi 2026/4936 E. , 2026/12540 K.
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1753 E. 2023/2808 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret,bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında;
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Hakaret suçundan verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin beyanlarının samimi olduğuna, suç kastı bulunmadığına, haksız arama yapıldığına, delil olmadığına, beraat kararı verilmesine yönelik olduğunu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, iddiaya konu sözleri söylediğine dair şikayetçilerin soyut iddiası dışında delil bulunmaması, hükme esas alınan tanık....'nın ifadesinde sanığın şikayetçilere yönelik "seninle sivilde görüşeceğiz" dediğini ifade etmesi ve hakaret içerikli beyanından bahsetmemesi, hükme esas alınan CD inceleme raporunda da hakaret bulunmadığı ve suça konu eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilememesi karşısında; atılı suçu işlediği şüphe boyutunda kalan sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmekte olup, eyleminin hastanenin hangi bölümünde gerçekleştiğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilip, sonucuna göre aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığı tartışılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle anılan Kanun maddesinin tatbiki hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ve incelemeye konu suçun aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İnebolu Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.07.2026 tarihinde karar verildi.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.
İlgili hukuki terimler
Hesaplayın
4. Ceza Dairesinin diğer kararları
- Hakaret — 2026/12544 K. (02.07.2026)
- İstinaf — 2026/12547 K. (02.07.2026)
⚠️ Önemli
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.
Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.
Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.