Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararı: Boşanma

Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4651
Karar No
2025/12084
Karar tarihi
29.12.2025
  • boşanma
  • kusur belirlemesi
  • sadakatsizlik
  • maddi ve manevi tazminat
  • ziynet alacağı
  • temyiz kesinlik sınırı

Kararın özeti

Karşılıklı açılan boşanma davalarında ilk derece mahkemesi, kadına eşini baskılama, hakaret, eşinin ailesine ilgisizlik, ev işlerini ihmal ve çocuklar arasında ayrım yapma; erkeğe ise eşini aldatma niteliğindeki sadakatsizlik kusurlarını yükleyerek tarafları eşit kusurlu kabul etmiş ve her iki davayı kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.

Yargıtay, kadının reddedilen ziynet alacağına ilişkin temyiz dilekçesini, temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kaldığından HMK md. 362 ve 352 uyarınca miktardan reddetmiştir. Esas yönünden, kadının delil olarak dayandığı ceza dosyasında da sabit olduğu üzere erkeğin evin kilidini değiştirerek kadının eve girmesini engellediğini ve bu kusurun da erkeğe yüklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda erkek ağır, kadın az kusurludur. TMK md. 174 uyarınca daha az kusurlu olan ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına, TMK md. 4 ile TBK md. 50 ve 51'deki hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmelidir.

Bölge adliye mahkemesi kararı kusur belirlemesi ve kadının tazminat talepleri yönünden kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bu yönlerden bozulmuş, diğer yönler oy birliğiyle onanmıştır.

Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.

Bu konudaki rehberlerimiz

Kararın tam metni

2. Hukuk Dairesi 2025/4651 E. , 2025/12084 K.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/736 E., 2025/683 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 2. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2023/467 E., 2024/745 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, reddedilen tazminatlar, ziynet alacağının reddedilen kısmı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Davacı- karşı davalı kadın vekilinin ziynet alacağının reddedilen kısmına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen ziynet alacağı bedeli Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile (7550 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 04.06.2025 tarihinden önce verilen karar için dava tarihi dikkate alınmayacağından) 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 544.472,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre davacı- karşı davalı kadın vekilinin ziynet alacağının reddedilen kısmına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.

Davacı- karşı davalı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıyan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Taraflarca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince davacı- karşı davalı kadının ''kocası arkadaşları ile buluşmak için evden çıkmak istediğinde izin vermeyerek eşini baskıladığı, kocasına "salak, gerizekalı, mal, öküz" demekle hakaret ettiği, kayın validesi evlerine geldiğinde hoş geldin demediği, küs gibi durduğu, evlilik birliğinin tarafına yüklediği ortak konutun bakım ve temizliği yükümlülüğünü yerine getirmediği, ortak konutun pis, bakımsız ve dağınık olduğu, taraflar kuzen (teyze çocukları) olup evlenmekle birbirlerinin anne babalarının da kayın valide kayın peder konumuna gelmesi nedeniyle akrabalık ilişkisi boyut değişse de kadın eşin kayın validesi olan bu tanığa anne ya da teyze demediği, her gün kök ailesine giderek evini ihmal ettiği, çocukları arasında ayrımcılık yaptığı'', davalı- karşı davacı erkeğin ise ''eşini, aldattığı sadakatsizlik boyutunu aşan eylemler sergilediği'' böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların boşanma ve fer'îleri ile ziynet alacağı davasına ilişkin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.

Dosyanın yapılan incelemesi, toplanan deliller ve tanık beyanlarından; özellikle kadının delil olarak dayandığı Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/495 Esas-2023/498 Karar sayılı dava dosyasında da sabit olduğu üzere erkeğin Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında ayrıca evin kilidini değiştirerek kadının eve girmesini engellediği kusuru da sabit olup erkeğe bu kusurun da yüklenmesi gerekir. O halde tarafların Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı- karşı davacı erkeğin ağır, davacı- karşı davalı kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, Mahkemece hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı- karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı- karşı davalı kadın vekilinin ziynet alacağının reddedilen kısmına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirmesi ile kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA,

4.Davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.

İlgili hukuki terimler

Hesaplayın

2. Hukuk Dairesinin diğer kararları

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar