Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararı: İştirak nafakası

Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1403
Karar No
2026/7341
Karar tarihi
29.06.2026
  • iştirak nafakası
  • nafaka artışı
  • ÜFE
  • ziynet alacağı
  • temyiz kesinlik sınırı

Kararın özeti

Karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasında ilk derece mahkemesi tarafları eşit kusurlu kabul ederek boşanmaya, velayetin anneye verilmesine ve nafakaların her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi erkeği ağır kusurlu kabul ederek kadın lehine tazminata hükmetmiş, kadının yoksulluk nafakası talebini reddetmiş ve kadının iştirak nafakasının yıllık artışı yönünde talebi bulunmadığı gerekçesiyle erkeğin istediği şekilde nafakanın her yıl %20 oranında artırılmasına karar vermiştir.

Yargıtay, ziynet alacağına ilişkin temyiz dilekçelerini temyize konu miktar dava tarihindeki kesinlik sınırının altında kaldığından HMK md. 362 ve 352 uyarınca miktardan reddetmiştir. Diğer yönlerden erkeğin tüm itirazlarını ve kadının itirazlarının büyük kısmını yerinde görmemiştir. Ancak kadının dosyaya sunduğu dilekçede nafakaların her yıl ÜFE oranında artırılmasını talep ettiği anlaşıldığından, iştirak nafakasının bu talebe göre artırılması gerekir.

Hata yeniden yargılama gerektirmediğinden HMK md. 370/2 uyarınca bölge adliye mahkemesi kararı, iştirak nafakasının boşanmanın kesinleştiği yılı izleyen yıldan başlayarak her yıl ÜFE oranında artırılması şeklinde düzeltilerek oy birliğiyle onanmıştır.

Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.

Kararın tam metni

2. Hukuk Dairesi 2026/1403 E. , 2026/7341 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/860 E., 2025/1410 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma ve Ziynet Alacağı

İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2020/582 E., 2023/76 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, vekâlet ücreti, tedbir ve iştirak nafakası miktarı, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası talebi, nafaka artışı ve artışın başlangıç tarihi, maddî ve manevî tazminat miktarları ile faiz başlangıç tarihi, kabul edilen ziynet alacağına uygulanan faiz başlangıç tarihi yönünden; davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, erkek aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminat, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri, velâyet ile kadının kabul edilen ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin ve davalı-karşı davalı erkek vekilinin temyizine konu kadının kabul edilen ziynet alacağı miktarı (28.865,20 TL) dava tarihi (2020 yılı) itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 72.070 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin ve davalı-karşı davalı erkek vekilinin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan ayrı ayrı reddine karar vermek gerekir.

2.Davacı-karşı davalı kadın vekilinin ve davalı-karşı davalı erkek vekilinin sair yönlerden temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

a.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davalı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b.İlk Derece Mahkemesince karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayetin anneye tevdiine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına , nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, erkeğin ve kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kusur belirlemesi hatalı bulunarak erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilip kadın lehine maddî ve manevî tazminata, ortak çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası miktarının arttırılmasına ve kadının iştirak nafakası yönünden sonraki yıllar için yıllık artış yapılmasına ilişkin talepte bulunmadığı gerekçesi ile erkeğin talep ettiği şekilde nafakanın kararın kesinleşmesini takip eden yıldan itibaren her yıl %20 oranında artırılmasına, kadın yararına tedbir nafakası miktarının artırılmasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, tarafların sair yönlerden istinaf başvurularının ise esastan reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince kadının iştirak nafakası yönünden sonraki yıllar için yıllık artış yapılmasına ilişkin talepte bulunmadığı beyan edilerek iştirak nafakasının erkeğin talep ettiği şekilde nafakanın kararın kesinleşmesini takip eden yıldan itibaren her yıl %20 oranında artırılmasına karar verilmiş ise de; dosyanın tetkikinden davacı -karşı davalı kadın vekilinin 17.10.2022 tarihli dilekçesinde, belirlenen nafaka miktarlarının her yıl ÜFE oranında artırılmasını talep ettiği anlaşılmakla kadının iştirak nafakasına ÜFE oranında artırım yapılması talebinin bulunduğunun kabulü ile buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı-karşı davalı kadın vekilinin ve davalı-karşı davalı erkek vekilinin, kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Davacı-karşı davalı kadın vekilinin ve davalı-karşı davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı -karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,

b.Davacı -karşı davalı kadın vekilinin "ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasına ÜFE oranında artış uygulanmamasına" yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının bu yöne ilişkin (2) numaralı bendinin üçüncü paragrafında yer alan ''...nafakanın kararın kesinleşmesini takip eden yıldan itibaren her yıl %20 oranında ARTIRILMASINA,'' ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine; ''... hükmedilen iştirak nafakasının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlamak üzere her yıl TÜİK'in belirlediği ÜFE oranında ARTIRILMASINA,'' ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...'a iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'e yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.

İlgili hukuki terimler

Hesaplayın

2. Hukuk Dairesinin diğer kararları

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar