Yargıtay Kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararı: Bağışlama

Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5390
Karar No
2026/5919
Karar tarihi
07.09.2026
  • bağışlama
  • bağıştan rücu
  • ehliyetsizlik
  • tenkis
  • saklı pay
  • kötü niyetli ıslah

Kararın özeti

Davacılar, murislerinin bir taşınmazını oğluna bağışladığını, bağış tarihinde murisin ayırt etme gücünün bulunmadığını ve bağış alan oğlun murise kötü davranıp onun bağışı geri almasını engellediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ile taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını istemiş, ıslahla denkleştirme talebini de eklemiştir.

İlk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporuna göre murisin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu, bağışın geri alınmasının engellendiğinin ispatlanamadığını ve murisin engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürede talepte bulunmadığını belirterek tapu iptali talebini reddetmiştir. Tenkis talebini ise davalıların bedel yönünde tercih hakkını kullanmasına rağmen davacıların belirlenen bedeli depo etmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, tenkis talebinin bağışın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı ispatlanamadığı için reddedilmesi gerektiğini belirterek gerekçeyi düzeltmiş; ıslahla yapılan denkleştirme talebinin HMK md. 182 uyarınca kötü niyetli olduğunu, ipoteğin kaldırılması talebinin ise konusuz kaldığını kabul etmiştir.

Yargıtay, duruşmalı inceleme sonunda kararı HMK md. 370/1 uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.

Özet, kararın tam metniyle karşılaştırılarak editör ekibimizce hazırlanmıştır; bağlayıcı olan kararın kendisidir.

Bu konudaki rehberlerimiz

Kararın tam metni

1. Hukuk Dairesi 2024/5390 E. , 2026/5919 K.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/101 E., 2024/1111 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/285 E., 2022/460 K.

Dava, ehliyetsizlik ve bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, aksi takdirde tenkis ve muvazaalı ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; murisi ...'ın 21.08.2000 tarihinde İzmir ili, ... ilçesi, 5159 parselde kayıtlı taşınmazını davalılar murisi ...’a kayıtsız şartsız ve bedelsiz olarak bağışladığını, bağışlama sözleşmesinin gerçekleştiği tarihte murisin ayırt etme gücü olmadığından bağış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalılar murisi ...'un murisin malvarlığını elinden aldıktan sonra murise çok kötü muamele ettiğini, evlat olarak üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, muris ...’in bağış sözleşmesini geri alma hakkını kullanmasına engel olduğunu, murisi korkutarak, baskı yaparak aleyhine dava açtırmadığını, TBK'nın 297. maddesi gereği geri alma hakkını kullanamayan murisin hakkının davacılar tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmaz dışında ...'un murisin birçok taşınmazını sattırarak satış bedelini aldığını, birçok taşınmazı da muvazaalı olarak satış gösterip üzerine geçirttiğini belirterek 21.08.2000 tarihli bağış sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeniyle ve bağışlamanın geri alma hakkının kullanılmasının engellenmesi nedeniyle geçersizliğine dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tescilini, talebin kabul görmemesi halinde taşınmazın bölünerek davacıların saklı payı oranında tenkisini; lehine ipotek tesis edilen kişinin ise kötü niyetli olup ...’un arkadaşı, damadının patronu olduğunu, ipotek sözleşmesindeki şartların davalı ... tarafından yerine getirilmediğini belirtip haksız yere konulan ipoteğin fekkini talep etmiş; 07.07.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, davayı kamilen ıslah ettiklerini belirterek 21.08.2000 tarihli bağış sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeni ile ve bağışlayanın geri alım hakkının kullanmasını engellenmesi nedeni ile tapu kaydının iptali ve miras payı oranında davacılar adına tescilini, mümkün olmaması halinde denkleştirme, talebin kabul görmemesi halinde tenkis ve ipoteğin fekkini talep etmişlerdir.

Davalılar vekili; davacıların bağışlama işleminden, başından beri haberdar olduklarını ve herhangi bir itirazlarının olmadığını, hata, hile iddiası yönünden ve tenkis talebi yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın aslında muris ile ... arasında gerçekleşen ölünceye kadar bakım sözleşmesine tabi bir taşınmaz olduğunu, sözleşme gereği gerçekleştirilmeden dava konusu taşınmazın takas işlemine tabi tutulduğunu, muris tarafından ölünceye kadar bakım sözleşmesiyle devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazın sonrasında bağış işlemi ile ...'a devredildiğini, her iki işlemin yapıldığı tarihte murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, buna ilişkin sağlık raporlarının bulunduğunu, murise ...'un baktığını, ...'un vefatından sonra davalılar tarafından bakıldığını, ...'un vefatından sonra dahi murisin bağış sözleşmesinden rücu hakkını kullanmadığını, ipoteğin dayanağını teşkil eden protokolde yer alan iş ve işlemlerin yasal süreci halen devam ettiğinden ipoteğin de geçerliliğinin devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, 12.12.2021 tarihli dilekçesiyle, tenkis yönünden tercih haklarını bedel yönünden kullandıklarını beyan etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ... hakkında İstanbul ATK tarafından alınan raporda, işlem tarih itibariyle fiil ehliyetini haiz olduğu tespit edildiğinden davacı tarafından ehliyetsizlik iddiası ile açılan davanın ispatlanmadığı, murisin TBK'nın 295. maddesindeki hakkını kullanamadan lehine mal bağışlanan ...'ın vefat ettiği, ...'ın murisin malvarlığını elinden aldıktan sonra murise çok kötü muamele ettiği evlat olarak üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği, lehine bağış yapılan ...'un muris ...’in bağış sözleşmesini geri alma hakkını kullanmasına engel olduğu, murisi korkutarak, baskı yaparak aleyhine dava açtırmadığı iddiası yönünden toplanan deliller ve tanık beyanlarından bu hususun ispatlanmadığı, ayrıca lehine bağışlama yapılan muris ...'ın 19.09.2014 tarihinde vefat ettiği, murisin ise 18.07.2016 tarihinde vefat ettiği, murisin geri alma hakkının engellenmesinin ortadan kalktığı tarihten itibaren de 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talepte bulunmadığı gerekçesiyle asıl talepler yönünden açılan davanın reddine, bilirkişi raporuyla murisin serbestçe tasarruf edebileceği miktardan daha fazla tasarrufta bulunduğu ve davacıların saklı paylarının zedelendiği tespit edildiğinden tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıkması nedeni ile davalıların tercih hakkının bedel yönünde kullandığı, alınan 14.05.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile tespit edilen ve davalılara ödenmesi gereken 8.505,564,41 TL'nin, depo edilmesi için verilen 4 haftalık kesin süre içinde davacılar tarafından depo edilmediği ve ıslahın da kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle tenkis talebinin reddine, muvazaa iddiası ispatlamadığından ipoteğin fekki talebinin reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bağışın iptali talebi ile açılan davalar yönünden İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle red kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen deliller ve tanık beyanları ile bağışın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle tenkis davasının reddine karar verilmesi gerekirken bedelin depo edilmediği gerekçesi ile red kararı verilmesi doğru olmadığı, davacılar tenkis ve diğer davadaki talepleri ile bağlantılı olarak ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş iseler de davanın kabulüne karar verilmesi halinde ipoteğin kaldırılmasının talebinin değerlendirilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi ile bu talebin konusuz kaldığı, davacılar tarafından depo kararı verildikten ve süre dolduktan sonra muris tarafından tüm mirasçılara kazandırma yapıldığı, miras paylarına mahsuben elde edilen kazandırmaların denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri verilmesi gerektiği yönünde hiçbir açıklama ve delillendirme yapılmadan ıslah dilekçesi ile denkleştirme talebinde bulunulması nedeniyle HMK'nın 182. maddesine göre ıslahın kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde usule aykırılık görülmediği gerekçesiyle tenkis ve ipoteğin kaldırma gerekçesinin düzeltilmesine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davacıların ehliyetsizlik ve bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali-tescil ile tenkis talepli davalarının ayrı ayrı reddine, davacıların ipoteğin kaldırılması talepli davasının tapu iptali ve tenkis talepli davalarının reddedilmesi nedeni ile konusu kalmadığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.07.2026 Perşembe günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, duruşmalı temyiz eden davacılar vekili .... ... ... ile temyiz edilen davalılar vekili .... ..., .... ... ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü eksiklik talep yazısıyla getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

####

Kaynak: Yargıtay Karar Arama. Karar, Yargıtay tarafından kişisel veriler gizlenerek yayımlanmıştır.

İlgili hukuki terimler

Hesaplayın

1. Hukuk Dairesinin diğer kararları

⚠️ Önemli

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya hukuki görüş niteliği taşımaz ve herhangi bir avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

İçerik, yayın ve son güncelleme tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır; mevzuat ve yargı kararları zamanla değişebilir. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlem ve verilen kararlardan Dava Rehberi sorumlu değildir.

Kendi durumunuza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir. Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız bulunduğunuz yerdeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.

Sitemizle ilgili iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çerezler kullanıyoruz

Bu site, düzgün çalışması ve deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Ayrıntılar